11 Kasım 2014

İstiklâl Marşı Derneği'nin tertip ettiği "Kâfirler ve Türk Milliyetçileri" semineri Konya'da gerçekleştirildi


- "Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" diyor İstiklâl Marşı. Türkiye’nin mevcudiyeti dünyada İslam’ın teminatıdır. Başka bir teminat yoktur. Bu İstiklâl Harbi ile gösterilmiş bir şeydir. Birinci Dünya Savaşı’na ‘seferberlik’ denmişti. Çünkü haritadan silinmemek ve ortadan kalkmamak amacıyla seferber olundu. Burada askerî bir tabir değil, hayatî bir tabir söz konusu. Ve seferberlik sonucunda muvaffak olunamadı. 1918 yılında siyasi bir organizasyon ve askeri bir güç olarak İslâm yok oldu. İstiklâl Harbi dünyaya Müslümanların hala bir devleti ve askeri gücü olduğunu dünyaya göstermişti. Onun için İstiklâl Marşımız Kahraman Ordumuza ithaf edilmiştir. Dolayısıyla Türk Milliyetçisi olmadan Müslüman olduğunu söylemek küfürle her sahada uzlaşmaya hazır olduğunu söylemiş olmak demektir.

- Bugün İstiklâl Marşına muhalif bir tavır Türkiye’ye hâkim. "Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı" sözü Türkiye’de en netameli söz olarak yaşıyor. Mesela bir süre önce Diyarbakır’a bir Emniyet Müdürü atadılar ve o ekranda dedi ki "Önce vatan değil, önce insan.". Bunu bütün dünyaya söyledi. Yani "Vatandan vazgeçebiliriz.". Bu çok yoğun ve azgın bir şekilde insanları bağlıyor.

- Bir Çözüm Süreci alçaklığı var. Çözüm Süreci’ni baltalamak falan filan diye bir şeyler söylüyorlar. Sanki Çözüm Süreci matah bir şeymiş de baltalayanlar kötü bir şey yapıyormuş gibi. Türkiye’de bir Kürt meselesi yoktur. Araplar biz Türklerden ayrılmayı Birinci Cihan Harbi’nde kabul ettiler. Haklıydı Araplar Osmanlılara gadretmekte diye bir şeyler söylenebilir. Çünkü Osmanlı Devleti Araplara ve Greklere karşı hususi tedbir alarak bir idare yürütmüşlerdir. Çünkü bu iki kavim geçmişte devlet tecrübesi olan kavimlerdir ve Osmanlılar bunların iktidarı kendi elinden alacağından endişe etti… Araplar bunu yaptılar ama Kürtler İngilizlerin soktukları nifakı reddettiler. Lawrence gibi Kürtlerin arasına sokulan İngilizleri de fazla yaşatmadılar. Kürtlerin arasına gâvur sokulması işi bilhassa 1960’tan sonrasıdır. Kürtlerde millî bir bilinç yoktur. Sadece Amerikalıların onlara öğrettikleri kadar Kürttürler. Kürtler Müslüman bütünden ayrılmayı Cumhuriyet ilân edilirken reddettiler. Ve Müslüman oldukları için "Türküm" demekten gocunmuyorlardı. Ta ki Amerikan telkinleri -ve sadece telkinle olmaz o işler dolar da aktı- sonrasında bu işler çıktı.


- Türkiye’de Kürtlere sosyal haklar, siyasi haklar verilmelidir cümlesini söyleyen adama şunu söylüyorum. Türkiye’de Kürtler kendilerine sosyal, siyasi haklar yürütülmesi için yürüttükleri mücadelede hangi araçları kullandılar? Bunların hepsi eksiksiz Türkiye aleyhine şeylerdir. Ormanlarımızı yaktılar. Uyuşturucu, kumar, fuhuş, bilhassa hep Kürtlerin eliyle yürütüldü. Onlar önce bana verdikleri zararı telafi etsinler; sonra bakalım ben onlara ne veriyorum. Bu kadar bozulmanın… Ki onlar buna "bozulma" değil ilerleme diyorlar. "Töre cinayeti" diyorlar, "Namus cinayeti" deseler namussuzlukları ortaya çıkacak.

- Türk düzeni Antik Çağ’dan ve Orta Çağ’dan geçmiş olan dünyanın tanıyıp gördüğü en iyi düzendi. Türkler İslam’ın muteber alanını Bağdat-Şam ekseninden İstanbul’a taşıdılar.

- Ben milliyetçiyim diyorsa birisi, birileri onun milletine bir şeyler yaptığındandır. Milliyetçilik milletin uğradığı zararla izah edilebilecek bir şeydir. Türk milliyetçiliği dediğimizde İslam’ın Türklerden başka sığınacak yeri kalmaması sebebiyledir. Haçlı Seferleri Müslümanlara karşı değil, Türklere karşı yapılmıştır. Tarih kitapları da Haçlı Seferleri’nin başarısızlığının mimarı olarak Türkleri göstermektedir. Türk varlığı dünyadaki istismar ve gasp düzenine karşı bir blokaj idi. Türk milliyetçileri bu sisteme; gasp tecavüz ve yağmalama sistemine karşı insanlardır.

- Biz Batı’dan gelen şeylere hep "gâvur icadı" dedik. Çünkü bunların hepsi bizdekilerin aşağısında şeylerdi.

İsmet Özel, 8 Kasım 2014, Konya


- Türkiye'de Müslüman olduğunu söyleyen fakat Türkiye'de şunların da hakkı var, bunlarında anavatanıdır burası diye gagasını açan herkes bir gün Türk milliyetçilerine kâfir olmadıklarını ispat etmek mecburiyetinde kalacaktır... Mondros’la Osmanlı’nın mağlubiyetiyle bitti. Padişah emir üzerine emir gönderdi Fahreddin Paşa’ya. "Bırak, İngilizlere teslim et gel!" diye. Bu olmadı, doktorlar gönderdiler Fahreddin Paşa’ya deli raporu yazdırarak görevden almak için. Savaş bitmiş. Resmen de bitmiş, fiilen de bitmiş. Ama bir yerde savaş var, hem Osmanlı’ya karşı, hem de İngilizlere karşı bir savaş başlamış. İstiklâl Harbi orada başlamıştır. Dolayısıyla nasıl ki Türklük -İsmet Bey’in dediği gibi- Mescid-i Dırar hadisesiyle başladıysa Türk Milliyetçiliği de Medine’de, aynı yerde başlamıştır. 

Lütfi Özaydın, 8 Kasım 2014, Konya


İstiklâl Marşı Derneği’nin tertip ettiği Kâfirler ve Türk Milliyetçileri adlı seminer programı 8 Kasım 2014 Cumartesi günü gerçekleştirildi.

Seminer hakkında detaylı bilgi için:
İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.