05 Kasım 2014

Lütfi Bergen: Devlet ve Allah
(Anadolusol Bakış)


Bu kitapta Anadoluculuk düşüncesini yeniden güncellemeye ilişkin bir çabayı paylaştığımızı göreceksiniz. Anadoluculuk hakkında çok araştırma yapılsa da, bugün bir entelektüel çevre tarafından temsil edilmiyor. Biz gerek İslamcılık eleştirilerimizde ve gerek ise sosyalizan İslâmî hareketlerin düşünsel yaklaşımlarına ihtirazî kayıtlarımızda Anadoluculuk düşüncesinin birikiminden hareket ederek sorular soruyor ve cevap üretmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda kimi zaman Nurettin Topçu’nun kavramlarına, “isyan ahlâkı”na da eleştirel baktığımız görülecektir.

Her halukârda Anadolusol, “Anadolucu Sosyalizm-Ruhçu Sosyalizm” kavramını kullanan Nurettin Topçu’nun işlediği mecra üzerinde yürüme kaygısı taşıyan bir terimi ifade ediyor. Bu terim ile Anadolu’nun tımar sistemini, kapitalist üretim tarzı dışındaki üretim tarzlarını, Batı sosyalizminin eşitlik fikrinin eksikliğini, devrimci şiddetin emek mücadelesinde kifayetsizliğini de ortaya koyma endişesini vermek istedik. Anadoluculuk, Batı toplumlarının “kent düzeni”ni reddeden, Anadolu’da tımar sistemi çöktükten sonra ortaya çıkan feodal oluşumlara itiraz eden bir “hane-işletme” sistemidir. Anadoluculuk hakkında genel ezber şudur: “Turancılık (Milliyetçilik), Osmanlıcılık, Batıcılık ve İslamcılık (Ümmetçilik) düşüncelerine tepki olarak ortaya çıkan fikir akımı. Anadolu coğrafyasını kimliğin temel kurucu unsuru sayan, bu haliyle de toprağa dayalı bir ulus ve ulusçuluk anlayışını temsil eden düşünce.Kitaptaki yazılardan Anadoluculuğu genel ezberin dışında, farklı bir zeminden hareketle ele aldığımız görülecektir.

Anadoluculuk düşüncesi son tahlilde “devlet” fikri ile kaçınılmaz bir irtibat halindedir. Ortadoğu’da “kent düzeni”nin dayatılması ile devlet fikri silinmeye yüz tutmuştur. Diğer taraftan “Arap Baharı” dalgası Ortadoğu ve Müslüman halklar coğrafyasında devletleri ortadan kaldırmış, sınırları belirsizleştirmiştir. 2014 yılının ikinci yarısından itibaren gerek Gazze’nin İsrail tarafından sistematik olarak bombalanması ve gerek ise Suriye-Irak’ta IŞİD’in Müslüman sivillere yönelik saldırıları “devlet” tasavvurunun önemini ortaya koymuştur. Anadoluculuk son tahlilde bir “adalet devleti” teorisidir. Ancak bu devletin “etnik-devlet”, “mezhep-devlet”, “ulus-devlet”le ilgisi olmadığı açıktır. Kitapta Doğu-Batı çatışmasına ilişkin bir perspektife de yer verdik. Batılaşma ve İslamcılık düşünceleri, pozitivizmle ilişkileri nedeniyle kişisel mülkiyetin ortaya çıkmasını, toplumsal dayanışmanın gittikçe çözülmesini, dünya pazarının oluşturulmasını reddedebilecek fikri temellere sahip değildir. İslamcılık, Osmanlı toplumsalının iktisadî temellerine yabancılaşmakla reayanın iktidarı belirleyecek şekilde değişiminin de öncüsü oldu. Bu, kapitalizmin gelişmesi ve kişisel mülkiyet düzeninin eski devletçi/denkleştirici/istihdamcı/adaletçi yapısını bozarak kendine zemin açması demekti.

Anadoluculuk, devletçi/denkleştirici/adaletçi perspektifle kimlik sorununu üretim biçimi içinde çözmeyi teklif etmektedir.

Detaylı bilgi:
lutfibergen.blogspot.com.tr/2014/10/devlet-ve-allah-anadolusol-baks.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.