05 Kasım 2014

Lütfi Bergen'den kentleşmeye dair notlar

İstanbulda yeşil alan artıyor!
- Kentleşme yeni kimlikler oluşturmak, modernleşmeye uğratmak, tüketim toplumunu inşa etmek, halkların çeşitliliğini kentsel pazarda eritmek için uygulanan küresel sermaye saldırısıdır.

1950'de dünya kent nüfusu %29 idi. Bu oran gelişmiş ülkelerde %53'tür. 2010'da dünya kent nüfusu % 51,3 gelişmiş ülkelerde %76,1 ancak Türkiye'de %85'tir. Türkiye gelişmiş ülkelerden daha yoğun bir kentleşme süreci yaşadı. Hafızasını kaybetti.

- 1975’de dünyada nüfusu 10 milyonu aşan 3 kent varken; bu sayı 2007’de 25’e yükselmiştir. Türkiye kent kapitalizmi düzenine hızla girmiştir.

Türkiye Menderes ile tarımın makineleşmesi-traktörleştirilmesi siyasetinde gecekonduları (işçi depoları) icat etti buna çarpık kentleşme dedi. Çarpık kentleşmeden kurtuluş için muhafazakar kapitalistlerin çözümü betonlaşma, apartmanlaşmaydı.

Bugün ülkede üniversite mezunu işsiz genç kitlenin kentlere sürülmesi küresel kent kapitalizminin tüketici arayışının ürünüdür.

İslamcı ve muhafazakar kapitalizmin gençliğe önerdiği kentsel yaşam aylık 2000 TL'lik maaşlı okumuş ırgatlığı matah bir şey haline getirdi.

Türkiye'nin muhalif siyasal partileri halkın tarımsal üretime dönüşünü teklif edemeyerek yalancı bir geçimlik iktisadı söylemi üretiyor.

200 yıldır sanayileşerek kalkınan devlet yok. Gelişmiş ülkelerin tamamı gerikalmış ülkelerin petrol, maden, hammaddesini sömürerek sanayileşti.

Türkiye'nin temel problemi, endüstriyel kalkınma anlayışı ile halkı kentlere göç ettirip madende/inşaatlarda çalışmaya mecbur bırakan düzendir.

- Batı toplumlarının sanayileşmesi sömürgeciliğin sonucudur. Sömürgeciliği merkeze almayan sanayici kalkınma düşüncesi başarısızlığa mahkumdur. Müslümanların Arap yarımadasında Mekke'nin sömürgeci kapitalizmini aşmak için Medine inşa ettiğini İslamcıların kavraması gerekir. Hz. Peygamber'in önce kalkınma siyaseti değil önce sömürgeci Mekke kapitalizminden kurtulma mücadelesi vermesi medeniyeti kuran bir model-metoddur.

Hz. Peygamber'in Mekke kapitalist oligarşisine cevap olarak üretim/ticaret yoğunlaşmasını değil, Müslüman Pazar inşa etmesini önemsemeliyiz. Müslümanlar Batı/Mekke ticaret/kapitalist oligarşiye karşı tarihte pazarın tekelci sistematiğini ve emeğin köleci dinamiğini kırarak hareket ettiler.

- Bütün Arap yarımadasının mal-emek zenginliğini temerküz eden Mekke'ye kaşı Müslümanlar emeği/emtiayı hür kıldılar. Medine'de emek meta emek olmaktan çıkarıldı. Mallar ise tekelci kapitalizmin lojistiğinden,pazarı işgalinden kurtarıldı. Medine'de pazarda mal satanlar burjuvalar değildi. Tam aksine Mekke'den malsız-mülksüz gelen gariplerdi.

- Müslümanlar soruyu cevaplasın: Kalkınarak-sanayileşerek-kentleşerek mi güçlü bir toplum olacağız; hür bir toplum olarak mı güçleneceğiz. Müslümanlar kalkınarak güçlü toplum olacağız deselerdi, Bedir'deki azlık, Mekkeli çokluğu mağlup edemezdi.


- Hür emek nedir? Hür emek barınma hakkı için dünya kapitalizmine 10 yıllar boyunca borç ödemeyen emek demektir.

- İslamcı muhafazakar kesimler köylü/esnaf/zanaatkar mesleklerde iştigal eden hür emeğin iflas ettirilerek meta emeğe dönüşmesine itiraz edememektedir.

- İslamcılar kapitalizme sanayi üzerinden direndiğinde, kapitalizm uzak diyarlarda sömürgecilik yaparak elde ettiği malları piyasaya sürer. Emeğin ücretini arttırmak da kapitalizmi püskürtmeye yetmeyecektir. Çünkü kapitalizm bu hamleye malların fiyatlarını artırarak cevap verir.

Kalkınacağız, sanayileşeceğiz diye çalınan ıslık, metalaşmış emeğin "bir gün kurtulacağım" diye kendini avuttuğu kölelik ağıdına eşlik etmektedir.

Lütfi Bergen
twitter.com/BergenLutfi
lutfibergen.blogspot.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.