01 Kasım 2014

Yılmaz Öztuna'dan: Yahyâ Kemâl

Ebediyete irtihalinin 56. sene-i devriyesinde büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı'yı sevgiyle anıyoruz.
Yahyâ Kemâl, Türkler'in bütün lehçelerde yetiştirdiği en büyük, en has, en lirik şairdir. Onun şiirleri, Türkçe'nin zaferidir...

Yahyâ Kemâl, benim tanıdığım en iyi tarih bilen ve tarihi en iyi tefsir edebilen kişi idi. Tabiatiyle bu sahada bir eseri yoktur. Zaten tek kitabı yoktur ki... İlim onun için, tefekküre ve san'ata açılmak için bir vasıtadan ibaretti.

Her mısrâ ile Türk kültür ve medeniyetini terennüm etti. Türk medeniyetinin özü, İstanbul idi.


Yahyâ Kemâl, eski şiirin rüzgârıyle de şiir söyledi. Edebiyatımızın en üstâdâne gazel'lerini, rubâîlerini yazdı. Hayyâm'ı ustaca dilimize nakletti. Terkîb-i bend gibi eski şiirimizin en tumturaklı formunu bile kullandı. Arûz disiplininden şaşmadı. O da tıpkı Nedîm, Şeyh Galib gibi, yalnız bir tek hece'li şiir bıraktı.

Ona göre musikimizden zevk alamıyanlar, "bizden bir şey anlamazlar"dı. Ve bestekârlarımız, şairlerimizi aşmışlardı. Türk şiiri ayarında başka İslâmî dillerde şiir de vardı. Ancak Türk musikisi çizgisine, hiç bir İslâm milleti erişememişti. Mimarimiz de hemen hemen bu çizgideydi.

Her mısraı, şairin ve söylendiği dilin haysiyet meselesi yapan başka bir şairimizi bilmiyorum.

Yılmaz Öztuna
(Türk Tarihinden Portreler, sf. 303-308
Ötüken Neşriyat, İstanbul, 3. Basım, 2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.