24 Aralık 2014

Gâvurun Ekmeğine Patates Püresi Sürmek


"Medeniyetler ittifakı", "İbrahimî dinler", "dinlerarası diyalog", “dinler tarihi” gibi kavramları kullanarak, Türk'ü sekülerleştirme (bu kelimeyi yazarken bilgisayar bana ısrarla “şekerleştirme” kelimesini önerdi) yolunda gâvurun önüne çıkacak engelleri kaldırırsak, yani gâvurun ekmeğine yağ sürersek, dünya milletlerinin bir üyesi olmaya, Birleşmiş Milletler’e, kısaca vatansızlığa bir değer atfeten, Müslümanı gâvurdan ayıran Sünnet'e adeta kültür formu olarak bakan meşgul (işgal edilmiş) bir zihin oluveririz. “Kendini Hâk ile meşgul etmezsen bâtıl seni işgal eder.”. Gâvurun ekmeğinden kendisine de pay düşeceği günün gelmesi için hazırlık yapanlara gâvurun kılıcını sallamak ilk bakışta kârlı gelebilir. Ama unutmayalım ki küfrün ihsanı olmaz. Gâvur hiç yağlı ballı ekmeğini sana yedirir mi? “Patates püresine razıyım” dersen o başka tabi.

Bedri Gencer’in deyimiyle, “din tek kelimeyle sünnettir”. Hapşıran bilmelidir ki o elhamdülillah demeden kendisine yerhamukellâh denmeyecektir. Yerhamukellâh yani teşmitte bulunmak hapşıran için Allah'ın rahmetinin dilenmesidir. Gâvur hapşırınca ona rahmet dilenir mi? "Ebû Mûsâ -radıyallâhu anh- şöyle anlatır: Yahudiler, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kendilerine “yerhamükellah” (Allah, sizlere merhamet etsin) diyeceğini ümit ederek, O’nun duâsına nâil olmak amacıyla yanında yapmacıktan aksırırlardı. Onların bu davranışı üzerine Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem: “Yehdîkümullâhi ve yuslihu bâleküm” (Allah size hidâyet versin ve hâlinizi ıslah etsin) buyururdu. (Ebû Dâvud). Rahmet, mü’minlere has olduğu için, gâvura hiçbir durumda Allâh’ın rahmeti dilenmez. Onlara en iyi duâ, hidâyetlerini temennî etmektir.

Rusların sıcak denizlere inme politikalarını senelerce okuduk, müfredat kitaplarında hâla böyle bir konu okutulmaya devam etmektedir. İsmet Özel'in "turizm dediğiniz şey 20. asrın kolonyalist yaklaşımının en bariz tezahürüdür" sözü aklıma geliyor. Kolonyalizm (sömürgecilik) yani helalin olmayan bir toprak parçasında helalin olan toprak parçasıyla görebileceğin işlerini görmek. Bir nevi orayı metresin olarak kullanmak. Turizm marifetiyle Akdeniz sahillerimiz her yaz Rusların koloni kurduğu yerler hâline gelmektedir. Gerçi bunun önüne geçilse bile bankacılık sektöründe önemli bir paya sahip Rus bankaları ile büyük Rus ideali gerçekleşmiş durumda. Ne de olsa, "hayat Deniz'de güzel", değil mi?

Türkiye, bastığı yerleri toprak diyerek geçenler için, jeopolitik konumundan ötürü Avrupa ile Asya arasında köprü vazifesi görmektedir. İsmet Özel’in boğaz köprüsü için “Batı’nın tenasül organdır” dediğini bilenler için bu topraklara “Avrupa ile Asya arasında köprü” demenin ne anlama geleceğini açıklamama gerek kalmayacaktır. İncitme, yazıktır atanı. Vatanını tanıyanlar, vatansızlığın Müslümana ne büyük bir zillet olduğunu bilenler bu toprakların en son ocak olma vasfını yitirmemesi için toprağın altında kefensiz yatanları unutmayacaktır. Türkiye, üzerinden transit geçişler yapılacak bir yol geçen hanı değildir.

Muhammed Faruk Özcan
(Aşkar, 32, Ekim-Kasım-Aralık 2014)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.