02 Ocak 2015

Kendini İslâmi Bir Yükümlülükle Bağlı Saymayan,
Türk Olamaz


Birileri bizim dünyamızı kendi millî hedeflerine göre şekillendiriyor, bunlar Türk değil! Çünkü bir insanın Türk olup olmadığını Türkiye’ye yaptığıyla ölçeriz. Bir insan Türkiye’ye ne yaptıysa ona bakarız. İyi bir şey yaptıysa “Türk’tür” deriz. Kötü bir şey yaptıysa “Türk olamaz” deriz. Ben böyle bir ölçü getiriyorum. Bir insanın Türk olup olmadığı Türkiye’ye yaptığıyla anlaşılır diyorum. Bu manada “Herkes alıyor, ben aldım da fazla mı oluyor?” diye rüşvet alan ya da hayatını rüşvetle geçiren insanın Türk olması benim gözümde imkânsızdır. Türklük hayvanî bir vasıf değildir, Türklük insanî bir vasıftır. Nasıl insan özü itibariyle değil tarihi itibariyle insansa Türk de ahlakî pozisyonu itibariyle Türk’tür. Bir Türk kızı nasıl olur? Ahlakına bakarsınız. Bir Türk erkeği nasıl olur? Ahlakına bakarsınız. Böyle Türk olmaz dersiniz, onları dışarıda bırakırsınız. Onun için Türk özgürlüğü dediğimiz zaman aslında gâvurların anladığı şeyden başka bir şey anlamak mecburiyetindeyiz. Çünkü Türk, birinci derecede ahlakî tutum, tavır, yaklaşım olarak doğmuş olan bir şeydir. Türk’ten bahsettiğimizde kâfirle çatışmayı göze alan insandan bahsediyoruz demektir. Kâfirle çatışmayı göze almayan bir insan Müslüman olabilir ama Türk olamaz. “Kâfirle iyi geçinmek gereklidir” diyen insan Türklükten çıkmış olur. İnsanın özü yok, tarihi var dedik. Yani tarihi, onun özü yerine geçiyor. Aksi halde insanı hayvan türlerinden biri saymamız gerekiyor. Katırların hiç tarihi yok mesela. Bilebildiğimiz hayvanlar arasında en tarihsiz hayvan katırdır. Çünkü katırın çocuğu olmaz. Katıra “Baban kim?” diye sormuşlar “Dayım attır” demiş. Çünkü erkek merkep ve dişi at çiftleştikleri zaman çoğu zaman katır olur. Nadiren erkek at ve dişi merkepten de katır olduğuna dair kayıtlar var ama bu pek rastlanan bir şey değil. Umumiyetle merkep babadır, kısrak anadır. Onun için katıra sormuşlar “Baban kim?” diye, “Merkep” diyememiş, “Dayım attır” demiş. En tarihsiz olan yaratık, tarihi olmayan yaratık katır. Çünkü katırlar doğdukları zaman fiziki olarak dişilik ve erkeklik emareleri gösterir fakat katırlar kısırdır. Demiş ya adamın birisi “Biz sülalecek kısırız. Benim babam da kısırdı, dedem de kısırdı.

İnsanın tarihi, insanı insan yapar. Onun için Türk’ün nereden gelip nereye gittiğini tespit edebilirsek o zaman bir Türk özgürlüğünden bahsedebileceğiz. Ama burada bilhassa lisan mühim. Şimdi dil diyoruz, bu uyduruk lisan furyası içinde lisan kelimesini kullanmak yerine dil kelimesini kullanmak istiyoruz. Onun yerine geçeceğini sanıyoruz. Hâlbuki bu olmaz. Türkçede dil başka bir şeydir. Türkçede dil lisandan daha küçük bir şeydir. Onun için mesela kuşdili deriz, çiçeklerin dili deriz, hatta musikinin dili deriz. Dil lisandan daha küçük bir şeydir ve dil kelimesi Türkçede Türk lisanında bir başka manaya daha sahiptir ki bu da dilin neye tekabül ettiğini öğretir bize. Dil casus demektir. Eski metinlerde “Aralarına dil soktu” gibi cümlelere rastlıyoruz. Biz lisan dolayısıyla bir millî özellik ya da millî şekil yakalayabiliyoruz. Ne dedik, özgürlük hürriyet kelimesinin tercüme edilmiş şekli ve biz kimin ne dediğini bilmeden yaşayan insanlar olduk. Bunu geride bırakmamız gerekiyor. Biz eğer Türk özgürlüğünden bahsedeceksek önce Türk’ün ne olduğunu anlayabilmemiz lazım. Anladığımız zaman ona yakışan özgürlüğün de, yani özünü nasıl gürleştireceğinin de formülünü bulabiliriz...

Türk nasıl bir şeydir? Selçuklu Türkleri Mekke ve Medine’yi toprakları arasına katmadılar. Fakat dünyaya ilan ettiler: “Bu iki şehre herhangi bir şekilde zarar veren kim olursa cezasını ben vereceğim”. Türklük böyle bir şeydir ve Türk özgürlüğü bir yükü üzerine almak demektir. Bir yükü üzerine almamış olan Türk, İslâmî bir sorumluluğu üzerine almamış bir insan, Türk olamaz. Türk olmak için şu mecburiyet vardır; Bir İslâmî yükümlülükle kendini bağlı saymak. Serbest ancak o zaman olabilir. Türklerin özgür olması demek, Allah’ın emirlerinin bekçiliğinin kendi uhdelerinde olduğunu beyan etmeleri demektir. Bunu hissetmek yetmez. Bir yerde Allah’ın emirlerine karşı savaş açılmışsa o bütün Türklere karşı açılmış bir savaş demektir. Türk özgürlüğü bu savaşa girmekle başlar, başka türlü Türk özgürlüğü yoktur.

İsmet Özel
Kaynak: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.