19 Şubat 2015

Aşkar'ın 33. sayısındaki Mesûliyet Meselesi sayfalarından


VAROLUŞUN KESKİN SINIRLARI İsmet Özel Okumaları -2-
İdris Ekinci

“İnsan için varoluş denilen şey sıkıntıları sebebiyle eğlence yüklüdür.”

Çizgileri Silik Sınırlar
Doğrudur; birçok şey bilmekle başlar. Bilmek harekete geçmenin, yaşamanın, eylemenin ya da geri durmanın, çekilmenin, tavır almanın, susmanın yaslandığı zemindir. Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” uyarısı hayatın manasına doğru bir yöneliş gerçekleştirilebilmenin temel saiklerindendir. Fakat bilmek kendi başına bir değer taşıyacak kadar güçlü bir yapıya sahip değildir. Yani bilginin kaynağı, bilgiyi algılama ve kullanma usulü de en az bilmek fiili kadar bir öneme sahiptir. Neyi bileceksin? Nereden bileceksin? Bilince ne yapacaksın? Bu soruların cevapları sahih ve sağlam bir zemine dayanmıyorsa, bilmek bir imkândan öte sıkıntının, meselenin, bozulmanın, çürümenin merkezi haline dönüşebilir. İsmet Özel bu noktada öyle bir cümle sarf eder ki, bu cümle bilme fiilinin nasıllığına dair akılları yeniden sarsıcı bir düşünme eylemine sevk eder. O meşhur cümle şudur: “Cehaletten kurtulmanın yolu bazı şeylerin cahili olmaktan geçer. Bu cümle yaşadığımız şu zaman dilimi içinde öyle bir önem taşımaktadır ki, işte bu yazının izah etmeye çalışacağı mesele de budur.
...
YAŞAYABİLMEK ÖLEBİLMEKTİR
Ferhat Nabi Güller

“Batarsak güneşler olarak batabilelim” - İ. Özel

Biz Müslümanların tavır ve davranışlarına, hal ve hareketlerine yön veren en temel duygu kuşkusuz ahiret duygusudur. Yani biz bu dünya da olup biten ne varsa yarın hesap gününde bu yapıp ettiklerimizin karşımıza çıkarılacağı düşüncesi ile hareket ederiz. Eğer hal ve hareketlerinde böyle bir hassasiyet tecessüs etmiyorsa biz böyle birisine bu nedenlerden dolayı Müslüman olarak kıymet ve ehemmiyet vermeyiz.
...
NEF VAR KENEF VAR
KEFEN VAR NEF'Î VAR
Yağız Gönüler

"Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever" hadis-i şerifini şiar edinen Türkler, yaptıkları evlerini tekebbürden uzak tutmak için tarih boyunca özen göstermişlerdir. Ev alma derdinden uzak, komşu almaya yakın bir hayat görüşünden taviz vermeden, kuşlara dahi ev yapma inceliğini korumuşlar ve doğanın suyuna gidecek evler inşa etmişlerdir. Bu evlerde salona, oturma odasına yer yoktur; misafir gelir ve umduğunu değil bulduğunu yer. Toksa sedire geçer, açsa yer sofrasına: "Yemek yerken yaslanmam! Ben Allah’ın kuluyum; kul nasıl yerse öyle yer, öyle otururum." [Buhari]
...
Aşkar dergisini temin etmek için:
http://askardergisi.blogspot.com.tr/p/sats-noktalar.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.