17 Şubat 2015

Bir Konser Bir Resital


Artık hayatımızda "hariçten gazel okumak yasaktır" sözünün ne yeri ne de anlamı var. Fazıl Hüsnü Dağlarca bile "Hariçten Gazel" şiirinin haricinde. Neden böyle olduğunu anlamak için andığımız bu sözün nereden çıktığını bilmek gerekecek: Bundan yarım asır öncesine kadar İstanbul'da "saz" adı verilen içkili ve çalgılı alaturka eğlence yerleri varmış. Buralarda sazendeler ve hanendeler icra-i sanat eylerken zaman zaman müşteriler arasından cuş-u huruşa gelip gazel atanlar olurmuş. İşte bu davetsiz icracıları faaliyetten menedebilmek için eğlence yerinin yöneticileri sahnenin bir yanına bir uyarı levhası koyarlar ve üzerine "hariçten gazel okumak yasaktır" yazarlarmış. İşte o günlerden kalma bir söz olarak herhangi bir işe istenilmediği halde burnunu sokanlara pek de nazik olmayan bir ifadeyle "Hariçten gazel okuma!" denir.

Başında da belirttiğim gibi artık hayatımızda hariçten gazelin bir yeri yok. Sadece alaturka sazların ortadan kalkması yüzünden değil bu. Aynı zamanda hayatımızda konserlerin bir yer işgal ediyor olması yüzünden. Toplum olarak tümden alafrangalaştık. Alafranga konserlerde hariçten gazel okumanın imkân ve ihtimali yok. Ekranda görüyorum: Dinleyiciler ya çığlık atıyor yahut bir ritme uyup iki yanlarına yatıyorlar. Hazin olan şudur ki hayatımıza hariçten sokulan konserin anlamıyla da içli dışlı olunamıyor. Zaten konserin ne olduğundan haberimiz yok. Karşımıza musiki hayatının bir terimi olarak çıkan konser kelimesi meğer İtalyanca "concerto" üzerinden yaygınlaşmış. Aynı amacı güden kişilerin ahengi anlamına geliyor. Latince köküne bakınca şunu görüyoruz: com+certare. Yani birlikte çabalamak, beraberce uğraşmak demeye geliyor. İş burada bitmiyor. Kökün de kökünde "certus" var: Kararlaştırılmış, belirlenmiş demek. Konser deyip de geçmeyelim, kelimeler başımıza büyük işler açabilir.

Yıllardır çeşitli konserler veriliyor Türkiye'de. Belki sayıları da gün geçtikçe artıyor. Bunların türü, niteliği, düzeyi üzerinde durulmasının ne yarar sağlayacağını bilemem; ama toplum olarak konserlerden mahrum kalmadığımız kesin. İyi de, konserler bizi bir konsere yani "aynı amacı güden kişilerin ahengi"ne ulaştırıyor mu? Hariçten gazel okumaya böylesine hevesli bir millet konser dolayısıyla ahenk arayışı içine girmiş midir? Meraka değer olan bu.

Bütün toplumun konserinden geçtim, (geçmesem daha iyi olurdu) ben Müslümanım diye ortaya çıkanların konseri ortada görünmüyor. Umudumuz onların, ortada kalmayan gizli bir konseri bulunduğunda... Gizli konser! Amma şairane!

Gerçi bir konserin âyan olması için başlangıçta gizli (sırlı) bir şeye ihtiyaç var galiba. Önce konseri sunacak olanlar tarafından kararlaştırılmış, belirlenmiş bir şeye, bir şeylere gerek var. Bu kararlaştırılan şey veya şeyler cümle âlem tarafından bilinse bile sadece konsertistlerin sahip olabilecekleri özellikler aracılığıyla paylaşılabilir. Dolayısıyla konsere giden yol herkes gibi olmayan, özel ve özellikli kişiler tarafından yürünebilir. İşin sırrını onlar bilir. Bir sonraki aşamada birlikte uğraşmak, beraberce çabalamak var. Daha önce belirlenmiş anasır üzerine bina edilen bir faaliyet bu. Bir etkinlik kendini belirginleştirmedikçe etkinlik olmayacağından bu aşamada hiçbir giz, hiçbir sır yok. Yer aldığı takdirde herkes buyurabilir. Konser, yani uyum ve mutabakat kendini göstermiş, başlangıçta kararlaştırılan ne ise o işler hale gelmiştir.

Hükümdarlarıyla birlikte hükümdarlık fikrini de kaybeden toplumlarda bütün konserlerin o bir tek konsere engel olacak şekilde düzenlendiğini ve öylece icra edildiğini öğrenmemiz gerek. Türkiye bu ülkelerden biridir. Türkiye'de hükümdarlığın bir zaruret olduğu fikri kaybolmuştur. Bir konsere giden yoldaki ilk uğrağın, hüküm "certus" olduğundan bihaber yaşıyoruz. O zaman "com+certare" yapabilmemiz ne mümkün!

İşte bu sebeplere bağlı olarak şurada burada resital verenlere rastlıyoruz. Resital bir kişinin yalnız başına hünerini, sanatını göstermesi demek. Resitalin kökünde okuma, sıralama, söyleme, anlatı anlamı yatıyor. İlginç gelebilir diye ekleyelim ki birden fazla kişinin yaptığı etkinlik dans grupları ve öğrenci gösterileri söz konusu olunca resital adını alabiliyor. Netice itibariyle akıldan çıkarmamak gerekir ki resitaller bin tane de olsa bir konserin yerini tutmaz. Resitallerin sayısını artırmakla konsere hazırlık yapılabileceğini sananlar ciddi bir yanılsama içindedir.

İsmet Özel, Tavşanın Randevusu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.