06 Şubat 2015

"İslami ilimlerin çoğu Araplar sayesinde değil, Türkler sayesinde muhafaza edilebilmiştir."

Muhammed Hamidullah (1908 - 2002)
Hadis bilgini
Arapça ile değil, fakat Türklerle ilgili bir hususu da belirtmek isterim.

Deniliyor ki -hatta bunu Türkler de tekrar ediyor- Türkler Arap topraklarını, Irak'ı, Suriye'yi vs.yi fethettiklerinde, bu memleketlerdeki kütüphaneleri soydular ve kitapları çalıp, İstanbul'a götürdüler.

Hatta Diyanet İşleri eski başkanlarından Şerafettin Yaltkaya, aynı şeyi Prof. Rittere'e tekrar etmiştir. Ritter O'na "Bu zenginlik nereden geliyor?" diye sorduğunda O, "kılıçla" cevabını vermiştir. Bir tarih talebesi olduğum için, bu ifade bana dokundu. Çünkü bunun böyle olmadığını biliyordum. Uzun zamandan beri Türkiye'ye gelmekteydim ve yirmi iki seneden beri İstanbul Üniversitesinde çalışmaktayım. Sadece İstanbul'un değil, hemen hemen Türkiye'nin bütün büyük şehirlerindeki kütüphanelerde çalıştım. Bu çalışmalarda bir neticeye vardım: Acaba Türkler, bu eserleri harp ganimeti olarak mı, veya başka yoldan mı aldılar?

Bunun cevabını vermek için önce Selçuklularla başlayalım:

Selçuklular, Arap memleketlerindeki fetihlerini çok erken bir devirde yaptılar; yaklaşık bin sene önce. Allah'a şükürler olsun ki, fethettikleri topraklar daima kendilerinde kalmış, yabancılar, mesela; Rumlar vs. bu toprakları Türklerden alamamışlardır.

Şu halde farz edelim ki Selçuklular, Bağdat vs gibi yerlerdeki kitapları elde ettiler. Bu durumda söz konusu kitapların Selçukluların fetihlerinden evvel yazılmış olması lazımdı. Çünkü ben bugün bir şehri fethedecek olsam, bu şehirde bulacağım eserler bu güne ait değil, daha önceye ait olacaktır.

Fakat ben, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Çorum gibi şehirlerdeki eserlerden, Türk fetihlerinden evvel yazılmış olanına rastlayamadım. Belki yirmi-otuz kadar olabilir. Bunun dışında hepsinin tarihi, Türk hakimiyetinden sonraya aittir. Yani bir Türk alimi, hakan olsun, kadı olsun, müftü vs olsun, herhangi bir Arap'tan kitabını ödünç olarak alır ve onu istinsah ettikten sonra aslını, sahibine geri verirlerdi.

Bugün kütüphanelerde mevcut olan el yazmaları, bu kabil istinsahlardır. Arap âlemi, kitaplığını iyi muhafaza edemediği için bu eserlerin asılları kaybolmuş ve bugün elimizde sadece istinsah edilenler kalmıştır ki, ilim için bunlardan istifade ediyoruz.

Bu da demek oluyor ki, Türklerin, siyasi fatihleri olsun, ilmi fatihleri olsun (yani alimler), daima kitap toplayıcıları olmuşlardır. Satın alamadıkları kitapları da istinsah etmişlerdir. Bu şekilde İslami ilimlerin çoğu Araplar sayesinde değil, Türkler sayesinde muhafaza edilebilmiştir.

Muhammed Hamidullah, İslam Müesseselerine Giriş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.