03 Nisan 2015

Lütfi Bergen: "Kent, tabiata karşı terörist saldırının aracıdır."


"Sömürünün tanımlanması zorlaşmıştır, demiştim. Nüfus sorununu kentleşme eleştirisini bertaraf etmek için gündeme almak nereye kadar çözüm üretecek? Batı'da üretilen bilgi, "buluş"lar, Batı dışı halklar için hem pahalı hem de kültür dayatmacı bir ırkçılıktan besleniyor. İnsanlık 7 milyar nüfusa erişti ve sürekli artma terendi içinde bulunuyor. Batı buluşları bu nüfusun ihtiyaçlarını tekno-endüstriyel paradigması ile karşılamaya muktedir değil. Hızlı ulaşım için icat edilen otomobiller halen kentin bazı bölgelerinde karayollarından daha fazla mekân kaplıyor. 250 km. hız yapabilecek araçların saatte 10 km hızla seyrettiği trafik kentleri tehdit ediyor. Mimarların kullandığı beton tabiatın su kaynaklarını tüketme pahasına üretiliyor. Kent tabiata karşı yürütülen bir terörist saldırının aracıdır. Yaşadığımız kentte (İstanbul-Ankara diyelim) güvercin, serçe, saksağan, fare, sinek, kedi, köpek, martı dışında canlı bırakmadık. Dünya su krizinde iken mevcut suyu otomobilleri yıkamak için kullanıyoruz. Asfalt-beton malzeme ile toprağı katranlıyor, toprak canlılığını öldürüyoruz. Mimarlar mesken değil "hücre" üretiyor. Le Corbusier diyor ki, "Hücreler (konutlar) yirmi, kırk, altmış kat üzerinde dengelenecek." (*)Le Corbusier, "Büyük kent, her şeyi komuta eder; barışı, savaşı, çalışmayı. Büyük kentler, dünyanın yapıtının üretildiği tinsel atölyelerdir"; "Büyük kent kapan, otomobiller tavşanlardır. Sonunda tavşanların hepsi sıkışacak" da demiştir. İnsanlık kentler üzerinden kapitalizme ayartılmaktadır."

Ömer YılmazLütfi Bergen ile modern kent-kapitalizm ilişkisini ve "kalkınma ideolojisinin" mekansal yansımalarını konuşmuş. Söyleşinin tamamı şuradan okunabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.