13 Mayıs 2015

İsmet Özel: "Bizi tarihten silmek isteyen insanlar kuyruklarını kıstırıp defolup gidecekler."


Anlatmak istediğim şeylerin aslına temas edemedim. Ama kestirmeden bir şeyler anlatmaya çalıştım. Çünkü bir şeyi anlatabilmek eğer anlayan yoksa mümkün değil. Yani bir kabın içine bir şeyi koyabilmek için o kabı içine bir şey girecek şekilde tutmak lâzım. Ama siz beni dinlerken kabınızı böyle tutuyorsunuz. Girmiyor içine, böyle tutsanız düşecek, fakat siz böyle tutuyorsunuz. İşe yaramıyor. Neden yaramıyor? Çünkü başka hesaplarınız var, başka idealleriniz var.

Yani şimdi biz İstiklâl Marşı Derneği olarak diyoruz ki, İstiklâl Marşı TBMM tarafından milli marş olarak kabul edildikten kısa bir süre sonra Sakarya Meydan Muharebesi kazanıldıktan sonra rafa kaldırıldı. Türkiye'nin o zamandan sonra hiçbir milli hedefi olmadı. Türkiye Cumhuriyeti bir şey yapmak isteyip de başarısız olmadı. Neden böyle oldu? Çünkü bu yeni organizasyonun ömrünün uzun olacağını düşünmüyorlardı. Yani saltanatın TBMM'ne yetkilerini devretmesinden sonra bir takım karışıklıklar olacağını düşünüyorlardı. İlan edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti altı aydan fazla yaşamazdı onlara göre fakat öyle olmadı. Yaşadı, üstelik halifeliğin de yetkilerinin de TBMM'ne devredilmesi, olayı feci boyutlara ulaştırmadı. İnkılaplar oldu. Yazı değişti. Bütün bunlara rağmen Türkiye'de siyasi bir çalkalanma, bir şey olmadı. 1933'te Türkiye Cumhuriyeti 10. yılını kutladı. Bu Türkiye'yi o zaman idare eden insanları sevindirik hâle soktu ve 1934'te artık bu ülkede Müslümanların yaşamadığı kabul edilerek soyadı kanunu çıkardılar. Soyadı kanunu bu ülkede Müslümanların yaşamadığının ispatıdır. Çünkü Müslümanların soyadı olmaz hatta Yahudilerin bile soyadı olmaz. Soyadı Hristiyanlara mahsustur, kilise kayıtları için lâzım olan bir şeydir. Müslümanların künyesi olur.

Başka hesaplar yürüdü. 19. yüzyılda siyonistler İsrail'in kurulması hâlinde ona şemsiye olacak bir devletin zaruri olduğunu karara bağlamışlardı. Şimdi İsrail'in kurulup kurulmayacağı Yahudiler arasında bir mesele. İsrail'in kurulmasına 1930'larda siyonistler mutaassıp Yahudileri ikna ederek karar verdiler. Siyonistler mutaassıp Yahudiler değiller, onların birçoğu Müslüman isimler taşıyan Sabetayistlerdir, çoğunluğu siyonistlerin. Ama mutaassıp Yahudiler, Mesih çıkmadıkça vaad edilmiş topraklara dönülemez diyen Yahudilerdi. Onlar Mesih bekliyorlardı. Vaad edilmiş topraklara dönmek Mesih'in çıkması şartına bağlıydı. Bazı Yahudiler, Amerika kıtasının artık yeni vaad edilmiş topraklar olduğunu savunuyorlardı. Yani "Eski Nil'den Fırat'a, o geçti artık, Yahova bize bu kıtayı verdi" diyorlardı. Onun için halen Şükran Günü kutluyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, daha kurulmayan, henüz onun kurulma savaşının verildiği İsrail'e şemsiye olmak üzere kuruldu. Biliyorsunuz hepiniz duydunuz onu, Ilgaz Zorlu "Yahudiler 20. yüzyılda iki devlet kurdular, birincisi Türkiye Cumhuriyeti'dir diğeri İsrail'dir" diye beyan etti. Dolayısıyla İsrail'e şemsiye olacak olan devletin hangi şartlarda yaşatılması birilerinin derdiydi ve onlar işlerini gayet güzel yaptılar, servet sahibi oldular, iktidar sahibi oldular. Hep onların sözü geçti bu topraklarda. İsmet Paşa, Lozan'dan çıkarken "Bir 100 sene kazandık" dedi. Kimin kazandığı bir zamandı bu? Bugün görüyoruz. Ermenilerin kazandığı 100 seneydi o. Dolayısıyla bugün Türkiye'de yaşayan insanların çok önemli bir kısmı, sayıca çok fazla olan kısmı kripto Ermenilerdir. Bunlar 1915'te öldürüldü sanılan Ermeniler ve bunlar bugüne kadar Türkiye'de yaşadılar. Günün gelmesini beklediler ve şu sıralarda da o gün geldi. Rumlar yüzyıllardan beri zaten belli bir şekilde bir politika güdüyorlar. Bizim Müslüman bildiğimiz çok ciddi bir Rum nüfus var Türkiye'de. Onlar da büyük Yunanistan hayalinin realize edilmesi için bekliyorlar. Yani mesela bu sadece hani kayıtlara düşmüş olan bir şey: Bochum'da Fikret Adanır 27 Mayıs 1960'tan sonra Ege bölgesinde devlete dilekçe vererek dinlerine dönmek isteyen Rumları tetkik ediyordu. Mübadele olurken ciddi sayıda Rum, "Biz Rum değiliz Müslümanız" diyerek yerlerinde kaldılar. Ama 27 Mayıs'ta devlet lağvedildiği zaman bunlar devlete dilekçe verip "Dinimizi geri almak istiyoruz" dediler. Bir kısmı, ne kadar kısmı?

Şu anda Türkiye'de insanlar Yahudi, Ermeni ve Rum olarak ideallerinin peşindeler ve bize Müslüman gibi görünüyorlar. Süleyman Ateş'in Yahudi ve Hristiyanları cennete sokmak telaşı neden dolayı? Kendini korumaya çalışıyor adam ve diyanet kadrolarının ne kadarı gayrimüslimdir bunu kimse bilmiyor. Şu anda başında olan herifin suratını bile görmek istemiyorum ben. Suratından belli oluyor.

Ben boşuna konuştuğumu biliyorum. Pilav pişti. Birileri kaşıklarını sıkıca tutuyor ve birbirlerine diyorlar ki pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Onun için size boşuna hitap ettiğimi de biliyorum ama annemin duası sebebiyle aranızda benim gibi olanlar varsa, onlarla olan gönül bağına talibim. 

İstiklâl Marşı Derneği sekiz sene oldu kurulalı ve hiçbir işe yaramadı. İstiklâl Marşı Derneği kurulduğu günden itibaren son derece fonksiyonel, son derece teşhis edici ve çare üretici toplantılar yaptı. Hiçbir alanda küçücük bir boşluk, savsaklama göstermedi ama İstiklâl Marşı Derneği kurulur kurulmaz hemen asıl işini yerine getirmesin diye bir takım insanlar harekete geçtiler ve bugüne geldik. Nereye geldik? Hiçbir yere geldiğimiz yok. İstiklâl Marşı Derneği bir fiyasko değil fakat olması gereken şey asla değil. Bundan sonra da ortaya "vatan kurtaran aslan" şeklinde çıkma fikrinde değilim. Biz İstiklâl Marşı Derneği olarak en lüzumlu şeyi başından beri yaptığımıza inanıyoruz, yaptık, hiç savsaklamadık onu ama yıllar içinde mesela şube sayımız artacağına azaldı. Bundan hiç gocunmuyorum. Bana gâvur lâzım değil. İstiklâl Marşı Derneği'ne hücum etmiş dünya kadar kâfir benim işime yaramaz. 

Biz, dinimiz, dilimiz, milliyetimiz, sevgimiz ve nefretimiz, yazımızda tecessüm etmiştir diyoruz. İstiklâl Marşı, Latin hurufatıyla kaleme alınmadı. Biz İstiklâl Marşı Derneği'yiz. Nasıl yazıldıysa, öyle. Bundan sonra yapacağımız şey, bundan önce yapacağımız şeylerin devamı olacak. Yazımızı geri alacağız ve bu konuda hiçbir tereddüt göstermeyeceğimiz için yazımızı geri aldığımız gün her şeyimizi geri almış olacağız. Bizi tarihten silmek isteyen insanlar kuyruklarını kıstırıp defolup gidecekler. Burası Türklerin yurdu. "Ben Türk değilim ama bu topraklarda benim de hakkım var" diyen insanların hepsi Allah'ın izniyle bir gün anasından doğduğuna pişman olacak.

İsmet Özel
İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı
(ALLAH'A KAÇIN; İSTİKLÂL MARŞI EZBERİNİ BOZMAYIN!
8 Nisan 2015, Ankara)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.