07 Mayıs 2015

Müstâkil Ev

"Memnun değilsen kendinden ve âlemden yık onları
Memnun kalacağın bir biçimde yeniden inşa et." 
Muhammed İkbâl


Ev ve apartman meseleleri hakkında yıllar içerisinde çok sayıda kişi ile görüştüm, müstâkil ev konusundaki düşüncelerimi kendileri ile paylaştım. Halkımızın % 93 nispetinde müstâkil ve bahçeli bir evde oturmayı çok istemesine rağmen (1) artık bu saatten sonra böyle bir şeyin gerçekleşebileceğine ihtimal vermediğini gördüm. Ve müstâkil bir evde yaşamanın tadı mâzide kalan hoş bir hatıra olarak görüldüğünü müşâhade ettim.

Burada elbette halkın yıllar boyu herkesin müstâkil evde oturmak istediğinde ülke topraklarının buna yetmeyeceği şeklinde menfi propagandalara inandırılmış olması kadar, müstâkil evlerde ancak zenginlerin oturabileceği fikrinin yaygın bir kanaat haline gelmiş olmasının bir payı olduğunu düşünüyorum. Elbette bu düşünceler fikr-i sâbit haline gelince gözümüz betonarme apartmandan başka bir seçenek görmez hale gelmektedir.

Ülkemizde apartmanların bu kadar yaygınlaşmasının diğer bir sebebi de alışkanlık meselesidir. Alışkanlıklar zamanla gözleri kör etmekte ve yeni fikirlere direnç göstermektedir. Einstein diyor ki “Alışkanlıkları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur.” Neredeyse son elli-altmış yıldır apartmanlarda oturmaya alışmış insanımızın müstâkil bir eve sahip olabileceğine inancının kalmadığı görülmektedir. Yapılan hesapları ve dünyadaki diğer ülkelerin uygulamalarını ortaya koyduğumuzda bile insanlar bu sefer “peki bir akıllı sen misin, koca devlet yetkilileri bu basit hesapları nasıl bilmez?” diyerek yine itirazlarını sürdürmeye devam etmektedirler.

İknâ noktasında işimiz zor, ancak gerçekler ortadadır, gözünü kapayan kendine geceyi yapar. Apartmanlar bizzat onu icad edenler tarafından terk edilmektedir. Telâfisi mümkün olmayan birçok olumsuz sonuçları Batı dünyasını apartmanları terke zorlamıştır. Bugün birçok Batı ülkesinde koca apartmanların/sitelerin yıkıldığını görüyoruz. (2) Bununla birlikte Batı’da az da olsa moda/trend şeklinde yeni rezidans/apartmanlar yapıldığı bir vâkıadır, ancak müstâkil ev yapımına nazaran bunların nispeti % 1-2’leri geçmez, onlar da umumiyetle şehir merkezlerinde, küçük metrekareli stüdyo tip, çocuksuz ya da az çocuklu ailelere hitap etmektedir. Bunlarda bir pazar payı olduğunu reddetmiyorum.

Vatandaşlarımız arasında aklı apartmanlarda kalanlara ve dairelerini bırakmak istemeyenlere itirazım yok, tercihlerine saygı duyuyorum. Ama biz bundan sonra da yine fıtrî (yaratılışa uygun) olan az katlı, bahçeli, ağaçlı, müstâkil ev tipini teklif ve tavsiyeye devam edeceğiz. Çünkü dünyamızın ekolojik, sosyal, ahlâki ve iktisâdi geleceği açısından sürdürülebilir tek model budur.

1-2 KATLI EVLER
21. asra girdiğimiz şu yıllarda önermiş olduğumuz az katlı, müstâkil, bahçeli, standart üretime uygun, sade, tabiata zarar vermeyen ve geri dönüşüme elverişli malzemelerden yapılmış yeni ev konsepti asla bir macera ve hayal ürünü değildir. Önerilerimizi eski Türk-Osmanlı evlerinin günümüzde tekrarı şeklinde anlayanlara şunu söylemek isterim, geleneksel mimârimizden yararlanmak düşüncesi ile bundan 300–400 sene evvel yapılmış evlerin tekrar edilmesi düşüncesi aynı şey değildir. Çünkü devirler, şartlar ve imkânlar değişmiştir. Bugün 16.yy. evinin aynısını yaparsak yanlış olur ve taklitçi durumuna düşeriz. Lâkin devirlerinin en iyisi olan bu evlerden fikren istifade edelim diyoruz.

Ortalama 5 kişilik bir aile için taban alanı 60m², üst katı da 60-70m² olan ve toplamda 120-130m²yi bulan bir ev tasarlayalım, bu evleri de 200m²lik parsellere yerleştirelim. Her aileye 200-60=140m² bahçe alanı kalır. Kişi başına ise 140/5=28 m² yeşil alan düşer ki şimdiki şehirlerimizde kişi başına 6 m² olan yeşil alanın 5 katıdır. Böyle bahçeli bir evde neler yapılabilir? 1 erik ağacı, 1 dut ağacı, 1 kiraz ağacı dikilebileceği gibi ayrıca domates, biber, maydanoz, marul gibi ailenin yıllık ihtiyacını karşılayabilecek birçok ürünün yetiştirilme imkanı sağlanır. Böyle bir bahçeli ev modeli, ailelerin hafta sonu kır gezileri için ya da bazen bir ağaç gölgeliğinde mangal sefâsı yapabilmek için 70-80 km araba ile uzaklara gitme saçmalığından, masrafından, eziyetinden kurtulma imkânı da getirecektir. Batı’da olsun Doğu’da olsun bütün dünyada geçerli olan ev modeli bir-iki katlı evlerdir. Apartmanlara bir dönemin hataları olarak bakılmaktadır. Bu hataların telafisi için Batı’da her yıl birçok eski apartman yıkılmaktadır. Hatta dört yıl çalıştığım Rusya’da dahi halkın müstâkil evlere yöneldiğine şahit oldum. Apartmanda ısrar eden bir biz kaldık.

Semih Akşener
twitter.com/semihakseker
------------------
(1)Aile Araştırma Kurumu Kamuoyu Araştırması Raporu, 1991
(2)Prut Igoe örneği
(3)Vakit gazetesi 10.04.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.