13 Mayıs 2015

Suraiya Faroqhi: "Osmanlı şehirleri Avrupa'dakilerden daha geniş alanlara yayılıyordu."

Ankara'nın 18. yüzyıldan kalma bir resmi.
Bu anonim eser Hollanda'daki Rijksmuseum'dadır.
Yeniçağda, Fransız, İngiliz, İtalyan ya da Alman gezginleri, Osmanlı şehirlerinde de çok katlı binaların bulunduğunu düşünüyorlardı. Bu muhtemelen hepsinin de Roma gelenekleri içinde düşünüyor olmasıyla ilgiliydi; imparatorluk döneminde Roma'da sokaklarla çevrili arsaların (insulae) üstünde altı-yedi katlı konut amaçlı binalar inşa ediliyordu. Bu binaların birinci katında zenginler, üst katlarında ise fakirler oturuyordu; 18. yüzyılda Paris'in bazı kesimlerinde de benzer bir yapılaşma mevcuttu. Şehrin merkezinde hem meskenler hem de iş yerleri vardı; binaların alt katları dükkan, üst katları ev olarak kullanılıyordu. Pek çok Avrupa şehrinin 19. yüzyılın ortalarına kadar sularla çevrili olduğu düşünülürse, bu düzenlemenin savunmayla ilgili olduğu tahmin edilebilir. Şehrin dışında tek tük mahalleler vardı ama sur dışının yapılaşması savunma amacıyla engelleniyordu. Sonuç, dar bir alana sıkışmış, yoğun yapılaşma oluyordu. Bu yüzden Fransızlar ya da İngilizler bir Osmanlı şehrine gittiklerinde muhtemelen benzer bir yoğunlukla karşılaşacaklarını zannediyorlardı.

Osmanlı kasabalarının çoğunun kalesi vardı ve bazen kalenin içinde bir-iki mahalle olabiliyordu. Fakat en azından Anadolu'da, şehirlerin ticaret merkezleri genellikle bu kalelerin dışında yer alıyordu. Şehirlerin çoğu tehlikeli sınırlardan uzakta olduğu için çarşılar şehrin aşağısına, savunma donanımı olmayan yerlere kurulabiliyordu. Güvenlik nedeniyle sur yapılmasının gerekli görüldüğü durumlarda bile halkı -ya da merkezî yönetim- genelde tüm mahallelerin etrafını çevirmiyordu. Tehlikeli durumlarda şehir halkı daha dar bir alanda toplanıyor ve nihayet saldırı olduğunda kaleye sığınıyorlardı.

Bu yapılaşma örüntüsü nedeniyle Osmanlı kentlileri, en azından 16. yüzyılda, Avrupa şehirlerindeki gibi yoğun kent merkezleri kurmaya çok fazla ihtiyaç duymuyorlardı. Vakıflara ait olan ve bünyelerinde pek çok dükkan barındıran ticari binalarla evlerin yan yana olmaması sıkışıklığı engelleyen bir faktördü. Yani dükkanların kiracılarının evleri başka yerlerdeydi; dolayısıyla Osmanlı şehirleri Avrupa'dakilerden daha geniş alanlara yayılıyordu; dönemin hıfzıssıhha koşullarının ne kadar ilkel olduğu düşünülürse bu önemli bir avantaj olarak nitelenebilir.

Suraiya Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.