19 Mayıs 2015

Tanburî Cemil Bey - Bayâtî Peşrev



Tanburu eline alınca, kâinatı sindiren o kudretli insan ne kadar da sıkılgandı. Yarabbim. Nihayet tanburunu aldı. Kalp vuruşlarımızın duyulacağı derecede ve sükûta gömülmüş, avizelerin ışığı altında titrek ve hülyâlı bir hâl almış salonun havasında ilk mızrap vurulduğu zaman hepimiz silinip başka bir âleme gitmiştik. İşitilmemiş, hayâle bile gelmemiş, aşk ve hararet dolu, nasıl başlayıp nasıl bittiğini kimsenin bilmediği bir tahirbuselik taksiminden sonra, bir fatih gibi peşreve girdi. Hele dördüncü hane ile son teslimi, cennette nur yağmuru billûr merdivenlerde çağlayan suları gibi ihtişam ve parıltılar içinde bitirdiği zaman madamın birdenbire şiddetle yerinden kalktığını ve heyecanla kocasına giderek: "Mais, c'est un grand artiste" dediğini ve kocasının düğün hediyesi olduğunu sonradan öğrendiğim pek kıymetli bir yakut yüzüğü parmağından çıkarıp: "Mösyö, bu ancak size layık küçük bir hediyemdir. Lütfen kabul ediniz. Yadigârım olsun" dediğini işittik. Neredeyse madam da biz de hep birden koşup Cemil Bey'in boynuna sarılacaktık. O ise kıpkırmızı kesilmişti. Nefesinin sıklaştığı uzaktan hissediliyordu. Hep önüne bakarak, gayet ciddi, hatta üzgün bir tavırla mırıltı halinde, kısaca teşekkür etti ve yerine oturdu.

Mesud Cemil, Tanburi Cemil'in Hayatı
(Kubbealtı Yayınları)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.