27 Mayıs 2015

Toki ve Tehlike


Deprem oldu, gel TOKİ
Evler yıkıldı, git TOKİ
Okul hasarlı, güçlendir TOKİ
Karakol eskidi, yenile TOKİ
Stat lâzım, yap TOKİ

TOKİ sihirli değnek, dokunduğu yeri ihyâ ediyor!
TOKİ kandil, her yeri ışıl ışıl aydınlatıyor!
TOKİ şifacı, her derde çare oluyor!

Yukarıdaki satırlar bir şiir ve fantezya değil. İskân politikalarının bizde yürütülme şekli. Dünyada böyle bir şehircilik pratiği gören, işiten var mı ben bilmiyorum. Bu buyurgan tarz HALK İRADESİNİ HİÇE SAYAN ve “Bu ülkeye ne lazımsa biz yaparız, size de ne oluyor ey halk?” diyen Ankara eski valisi Nevzat Tandoğan’ın tavrıyla ne kadar benzeşiyor. Bahane de var nasıl olsa. Bakın yaptığınız evler, binalar nasıl çöküyor? Kurduğunuz şehirler nasıl bir bir dökülüyor? Ya bir de benim/TOKİ’min yaptıklarına bakın. Hepsi dimdik ayakta, çünkü ben iyi yaparım. Siz ey halkım! Benim becerim sizde yok. Ne zaman benim seviyeme gelirseniz. İşte o zaman bu sahaları size bırakırım. Ama henüz değil. İşte size deprem kadar bir dizi tehlikeli fikir:

“Geçmişte herşey yanlış yapılmış”…
“Bu işleri benden başka kimse çözemez”…
“Size ne lazımsa onu ben yaparım”…
“Herşey benim bir talimatıma bakar”…

Benim TOKİ okumam kısaca budur değerli okur. Ancak bu işin ilânihâye böyle gideceğini sanmam, zîra “bir şey haddini aşınca zıddına inkîlab eder” darb-ı mesel olmuştur. Siz bir küçük anketle de olsa halka nasıl bir evde oturmak istersiniz diye sormazsanız, bilgine nasıl bir şehir kurmalıyız diye sormazsanız, bilgeye (daha aslî sorular) ev nedir, şehir nedir diye sormazsanız; haberiniz olsun, bir gün tek başına ortada kalırsınız. Zîra her suç misliyle mukabele bulur.

Semih Akşeker
twitter.com/semihakseker

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.