15 Haziran 2015

"AKP 3 dönem sonra kendi kendini feshedecek bir bilgisayar programıdır."


Bu hükumet bir şeyler yapmak için iktidara getirildi. Bunu nereden anlıyoruz? Üç dönem şartından anlıyoruz. Kurulurken tüzüklerine üç dönem şartı kondu ve kimse buna itiraz etmiyor hâlen. Bakanlar belediye başkanı adayı oluyor, kimisi ben siyaseti bırakıyorum diyor. Burada açıkça şunu görebiliriz ki; kanun çıkartabiliyorsun yönetmelik çıkartabiliyorsun ama tüzüğündeki üç dönem şartını değiştiremiyorsun. Bu alenen, açıkça gösteriyor ki bu hükümet son Lozanasa'yı hazırlamak için, bunun kanunî altyapısını hazırlamak için işbaşına getirildi ve bunu beceremedikleri için yeni bir anayasa yapılamadığı için ipi çekildi.

Yeni anayasa niçin yapılamadı? Çünkü İstiklâl Marşı Derneği, "Anayasadan İstiklâl Marşı çıkmaz, İstiklâl Marşı'ndan anayasa çıkar" dedi. Bu sadece bir tez değil aynı zamanda bir tehditti. Yine birilerinin gözüne sokuldu bu tehdit. Kim tarafından sokuldu? Allah'ın görünmez orduları tarafından sokuldu.

Bu üç dönem şartı gerçekten çok komik ve herkes bunu ciddi bir şeymiş gibi, "Ne kadar demokratik bir şey, gençlere yer açılacak" falan filan gibi hikâyelerle herkes bunu dinliyor. Üç dönem 12 yıl. 12 yıl sonunda kendi kendini feshedecek bir partidir AKP. Böyle programlanmıştır, bir bilgisayar programıdır, bir simülasyondur. Parti denemez onun için bir platformdur. Şimdi bunlar altyapıyı hazırladılar, kanalizasyonları döşediler çünkü çok pislik akacak. Altyapıyı, yolları yaptılar falan filan. Sadece fizikî olarak demiyorum hukukî olarak da bunları hazırladılar. Bundan sonra gâvurluğun hası yapılacak. Gâvurluğun hası, bu devreye giriyoruz artık. Artık yeni CHP zamanı açılıyor. Her Lozanasa ile Türkiye'nin geleceği çalındı. Geleceği en parlak olan Türk milletinin geleceğinin çalınması bir programa bağlandı. 

Şimdi Türkiye'de bir şeyler oluyor ve olup biten hadiselerden bir şeyi anlayamıyoruz. Bunun en başta yatan sebebi Türkiye'nin %99 Müslüman olduğuna dair bize yutturulan yalandır. Kültürel olarak böyle bir şey vardır evet ama bu ne zaman oldu, niçin oldu? Bunu hesaba katmamız lâzım. 16. yüzyıldan Tanzimat'a kadar bu topraklarda yaşayan insanların %55-60'ı Müslüman. %40-45'i gayrimüslim. Tanzimat'ın ilanıyla yani "Gâvura gâvur denmeyecek" şeyi yerleştikten sonra bu oran tersine dönüyor. Bunu Meclis-i Mebusan'daki vekil sayısına bakarak görürsünüz. İkinci Meclis-i Mebusan'ın yarıya yakını gayrimüslim, mebuslarımızın. Son Meclis-i Mebusan'da bir tane bile gayrimüslim yok.

İstiklâl Harbi verildi. "Burası Türkiye'dir, burada yaşayan Müslüman unsura Türk milleti denir ve bunlar birinci sınıf insandır" anlayışı yerleştiği anda biz üç yıl içinde %99 Müslüman oluverdik. Herkes o %50-55 gayrimüslim nüfus bir şekilde araziye uydu. Nüfus kayıtlarıyla oynandı. Zaten soyadı kanunu da bunun için çıkarılmıştı. Soyadı kanunu soysuzların kendilerine bir soy bulmaları için çıkarılmıştı değilse herkes kimin ne olduğunu soyadı kanunundan önce gayet iyi biliyordu. Soyadı kanunu herkesi tasfiye etti ve çok iyi bir arazi tesviyesi yaptı. Gayrimüslimler bu şeylerin arkasına sığınarak arazi oldular. Müslümanmış numarasını çok iyi yaptılar. Zaten bu Osmanlı'dan devralınan bir kültürdü. Yani Müslümanmış numarası yapmak bu topraklarda bilinen bir kültürdü.

Bu topraklarda iki tip insan yaşıyor. Birincisi İstiklâl Marşı'nda geçtiği şekilde "Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı", bir şehit oğulları yaşıyor. Bir de onun bunun çocukları yaşıyor. Bu iki şeyi fark etmediğimiz sürece kazık yemeye devam edeceğiz. Münafıklık öğrenilen bir şeydir. Bir çocuk anne babasından, ebeveyninden münafıklık öğrenir. Yani bu miras kalan bir şeydir.

Durmuş Küçükşakalak
İstiklâl Marşı Derneği İkinci Başkanı
(LOZANASA Paneli, 21 Aralık 2013, Konya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.