TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

7 Haziran 2015 Pazar

"Çökertmeden çıktım da Halil’im, aman başım selamet!"

Çizim: Pawel Kuczynski
Bugün size AKP’nin ve onun kronik şizofren kişilikli liderinin 2002’de TBMM’den geçirttiği II. Irak tezkeresiyle 1.5 milyon Iraklı Müslüman’ı Haçlıların kılıçları önüne nasıl vahşice attığından, futbolda bile 2010-2011 lig sezonunda Trabzonspor’un son şampiyonluğunu nasıl çaldığına tam 99 makul ve mantıklı sebep sayabilirim. Ama bütün bu ayrıntılı izaha rağmen bazılarının gözüne inmiş körlüğe, kulaklarındaki politik sağırlığa tıbbi açıdan bir çare bulamam.

Açılacak sandıklardan genç bir kızın naftalin kokan çeyizinin ya da bazılarının demokrasi zaferini perçinleyen deste deste oyların çıkacak olmasının herhangi bir önemi yok! Bize, bu toprakların otu böceğiymişiz gibi muamele yapan modern Roma’nın magistralarına surat asmak, hatta ana avrat küfür etmek en doğal hakkımız.

Kahvehanede, bir MHP’liyle oturup rahatça sohbet edebiliyorsun. Memleket meselelerinden konuşup fikrini alabiliyorsun, ona düşüncelerini rahatlıkla söyleyebiliyorsun. Fikrine katılmasan da en azından bir CHP’li ile bile çay içebiliyor, günlük hayatla ilgili laflayabiliyorsun. Hatta ateşli bir komünistle tartışmak ona latife yapmak bile mümkün ve de oldukça eğlenceli. Ama iş AKP’lilerle konuşmaya geldiğinde söz birden düğümleniyor. Kendinizi firavunun sarayında bir köle hissettirmekte üzerlerine yok. Sanki bu gezegeni bu evreni onlar yarattılar. Onlar iktidar olmadan önce bu dünyada hayat yoktu ve kupkuru hayatsız bir kraterdi. Benliklerinden, zihinlerinden, dillerinden muktedir olmanın zehri akıyor. İşte o zehirli Nemrudi dile hiç tahammül edemiyorum.

Eskiden genel seçim sonuçlarından ilk olarak MIT’in ve genelkurmay istihbarat daire başkanlığının haberi olurdu. Komünist, sosyalist, şeriatçı ve Kürdopathist bir partinin Türkiye’yi çalmadığından emin olunduktan sonra YSK resmi sonuçları açıklardı. Ama bu sefer de ortaya şöyle bir arıza çıkıyordu. Amerikan yanlısı sağcı liberaller Türkiye’nin siyasi iradesini sayılarla bir çuvala tıkıştırıp ordu korumasıyla Beyaz Saray’a kaçırırlardı. İşte potansiyel bay başkan Recep bu siyasi iradeyi kendi Ak Saray’ına istiyor.

Yani demem o ki Sebastiyan, bir AKP’li ile konuşurken daha doğrusu konuşmaya çalışırken karşımda 1.5 milyon Iraklı insanın, 300.000 Suriyelinin öldürülmesine defalarca ortak olmuş söz anlamaz, laf dinlemez acı içinde çırpınan bir ruhun zehirli ejder dilini görüyorum. Onun için çaresizce susuyorum ve otobandan geçen Gürcü TIR’ların uğultusunu dinliyorum, zira onlar bana çok daha anlamlı geliyor.

Sandıktan Stalin bıyıklı komünistlerin zaferle çıkma ve iktidara gelip Recep'in sarayına, Bilaloğlan’ın gemiciklerine el koyma ihtimali çok düşük görünüyor ama yine de resmi sonuçlar açıklanana kadar bu ihtimal heyecan verici Sebastiyan.

Bu genel seçimlerden ortaya tek bir sonuç çıkıyor. O da Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’lilerin Şilili diktatör Pinoche’ye kuyruk takmaya çalışan Nobel edebiyat ödüllü ünlü Latin yazar Gabriel Garcia Marquez'in yazdığı Başkan Babamızın Sonbaharı adlı romanı dikkatle okumaları gerektiğidir.

Normalde bu genel seçimin boykot edilmesi gerekiyordu. Recep Tayyip’in başkanlık hırsı yüzünden ortada Türkiye’deki siyasal sisteme hakemlik yapacak bir makam bile yoktu. Seçim kampanyaları sürecinde üzerinde TC Cumhurbaşkanlığı yazan otobüs peşindeki halayık takımıyla Çingene kafilesi gibi tüm Türkiye’yi gezdi. Televizyonlar, internet siteleri, gazeteler, billboadlar, binalar, refüjler, üst geçitler, miting meydanlar potansiyel bay başkana ve dolayısıyla AKP’ye çalıştı. Devletin televizyonu TRT toplamda tam 24 saat kesintisiz Recep Tayyip mitingi yayınladı. İnsanların gözden kaçırdığı tuhaf bir AKP parti yapısı ve işleyişinin olduğuydu. Bu yapı tüm ekonomik kurallardan muaf bir yapı. Hazine, maliye, bankalar, sonradan görme zenginler arkasında. Bütün devlet imkânlarını seferber ettiler. Kampanya boyunca aklınıza gelecek bütün pislikleri yaptılar. O kadar ki seçim günü bayrakları toplama gereği bile duymadılar. Bu kadar kuralsızlık, hukuksuzluk içinde söyledikleri şey şuydu; ‘’Sandıktan babam (başkan) çıksa yerim!’’ Buyurun bu rakamları da yiyin o zaman!

Seçimin sonucunu değerlendirmeye gelirsek; Türkiye’deki siyasal sistemdeki AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın meşruiyet krizi devam ediyor. Tayyip Erdoğan sadece % 40’ın başkanı. % 60 ondan ve ucuz tebaasından nefret ediyor. AKP’nin aldığı oylar rakamlar hiç kimsede saygı uyandırmıyor. Ülkenin bütün kurumları çökertilmiş durumda. Ülkeyi çökerten AKP de çökmüş durumda. Bu durumda halka; ‘’Çökertmeden çıktım da Halil’im, aman başım selamet! Bitez de yalısına varmadan Halil’im, aman koptu kıyamet!’’ türküsünü çığırmaktan başka bir şey kalmıyor.

Metin Kondel
twitter.com/novelist_

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder