TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

7 Haziran 2015 Pazar

Dergâh Yayınları'ndan yeni kitaplar


Osmanlı düşünce tarihinde siyasi eserler veren mutasavvıfların, devlet sisteminin metafizik temellerine dair tasavvuf zaviyesinden yaptıkları yorumlar ve bu bağlamda yazılan eserler hakkında çalışmalar yok denecek kadar azdır.

Bu araştırmanın amacı, Osmanlı devlet geleneği ve siyaset anlayışında kurucu gücün ve meşruiyet sağlayıcı argümanların bir yönüyle tasavvuf geleneği üzerinden devşirildiğini ortaya koymaktır. Eserde Osmanlı siyasi düşüncesi ile vahdet-i vücûd arasındaki ilişki incelenmekte ve İbnü’l-Arabî’den Bursevî’ye gelen vahdet-i vücûd çizgisi siyaset ölçeğinde sorgulanmaktadır.

Özellikle 17. ve 18. yüzyıllardaki Osmanlı devlet nizamının sûfîler açısından nasıl yorumlandığı eserin ana sorusudur. Bununla birlikte tasavvufi siyaset yaklaşımlarının ve temel konseptlerinin izi sürülmüş; siyaset, insan-ı kâmil, imamet, hilâfet, kutbiyyet, saltanat, mülk, adalet, salâh ve fesad gibi kavramların tasavvufi anlam dünyasındaki konumları aranmıştır.

www.dergahyayinlari.com/?q=node/916


Yenişehirli Avni Bey, XIX. asrın en önemli şairlerinden ve en ilginç ediblerindendir. Bir bakarsınız, Yunancadan roman tercüme ediyor; bir bakarsınız, komedya telifine soyunmuş. Bazen yeni bir rejime, yeni bir insan tipine, yeni mekteplere, hatta yeni bir alfabeye hasret çeker; bazen de eskinin ıslahının mümkün olacağına aklı yatıp kocaman projeler üretir. Kekemedir; ama devrinin en akıcı şiirini söyler. Gece-gündüz sarhoş gezdiği zamanlar vardır; ama aşk-ı ilâhînin verdiği sarhoşluğu da iyi bilir. Yeniliğin önemine inanmıştır; ama eskinin cazibesinden de kurtulamaz. Hâsılı o, asrının ikilemleri arasında bunalmış ve kendi doğrularını aramaya cehd etmiş bir kalem olarak müstesnadır ve istisnaların kaideyi bozduğunun en muhkem delillerindendir.

Avni Bey’i okumak, Türk edebiyatının yenileşmesindeki ara merhalelerden biri hakkındaki fikrinizi değiştirebilirse veya doğruluğundan pek emin olduğunuz hükümlerin bir kısmından şüphe duymanızı sağlayabilirse, bu kitap da maksadına ulaşmış olacak.

www.dergahyayinlari.com/?q=node/911


“Pek az şair Mehmed Âkif kadar içinde yaşadığı toplumun parçası haline gelmiş ve onunla haşir-neşir olabilmiştir. O, adetâ bir toplum mistiği gibidir. Cami kürsüsünden kahvehane ve meyhane peykelerine kadar toplumun her tabakasına sokulan Âkif bu tarafıyla belki de edebiyatımızın tek şairidir.

Mehmed Âkif hakkında yazılmış bütün biyografiler; yakınlarının ve hasımlarının yazıları; ona şâirdir, değildir diyenler; gericidir, değildir hükmünü verenler; değişmeyen, ortak bir noktada birleşirler: Âkif, hayatı boyunca, belli ahlâkî prensiplerin adamı olarak yaşamış bir karakter adamıdır. Dostları arasında her zaman dürüst ve sözüne güvenilir bir insan olarak kalmıştır. Bütün Safahat’ında, nesir yazılarında ve vaazlarında ortaya koyduğu İslâmî prensiplere, hususî hayatında da son derece bağlı kalmıştır.” 

Orhan Okay’ın kaleminden Mehmed Âkif’in sanatı ve kişiliği hakkında bir temel eser…

www.dergahyayinlari.com/?q=node/912

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder