TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

23 Haziran 2015 Salı

Hüseyin Akın: "Daha fazla kazanmak için işçisini asgari ücretle çalıştıran patronun ‘orucunu ne bozar’?"


Öncelikle Ramazan programlarının en büyük sıkıntısı ruh eksikliğidir. Aşırı buyurgan, aşırı geveze ve kalpleri harekete geçiremeyecek denli plastik. Show niteliği ağır bastığı için hayatın kendisine sirayet edebilecek bir kudretten yoksun. Teatral ve kurgusal tarafı baskın. Ekranların değişmeyen aktörlerinin her Ramazan aynı jest, aynı mimik ve vurgularla donmuş, statik ve coşkusuz bir din telkini yapmaları. Bu tablo, ancak din klişe, tekdüze fabrikasyon insan imal edebilir önyargısını besliyor.

Ekran vaizleri televizyonlarda konuşurken bu gerçeği unutup sanki mahalle camiinde sabit bir cemaate konuşuyormuşçasına bir ton, ses ve üslupla konuşmaktalar. Oysa milyonlarca her anlayıştan insanın kendilerini dinlediklerini dikkate alarak bu genişlik ve kapsayıcılıkta konuşmaları gerekmez mi? Ya da susmayı deneseniz nasıl olur. Bir teşehhüt miktarı sussanız belki de her şey düzelecek.

Beş vakit namazı cemaatle kılmaya azami gayret sarf ettiğimiz halde, birlik ve beraberliğimizi bir türlü koruyamıyoruz. Camide safları sıklaştırıyoruz, ayakuçlarımıza kadar hiza alıyoruz. Lakin namaz bitip yeryüzüne dağıldığımızda her birimiz bir tarafa savruluyor. Kabahat namazda değil elbet, namazı namazın bize işaret ettiği hedeflerini göz ardı ederek kıldığımızdan dolayı, bu böyle. Oruçta da kaybettiğimiz ruhu bir türlü yerli yerine oturtamıyoruz. Vaizler oruç imsakle iftar arası yeme içme yolunu gözlemek değildir diye üzerine basa basa söyleyedursun, gün boyu neye aç isek onu özlüyoruz. Ekmek, su, katık vs. Yemediklerimiz yaramıyor zahir. Yarasaydı şayet kardeşliği, dostluğu, sadakati, doğru söylemeyi, gıybetten arınmayı, sessizliği ve paylaşıp bölüşmeyi özlerdik. Ama heyhat! Ramazanda sanki mülkiyet sevgimiz daha bir kabarıyor.

Fenalıklara karşı bu kadar barikata rağmen oruç bizi tutmuyorsa, tuttuğumuz oruçta bir sorun var demektir. Televizyondaki hoca efendi yarım saattir sakız çiğnemek orucu bozar mı sorusunu cevaplamaya çalışıyor. Ya yalan söylemek, ya gıybet, iftira ve adaletsizlik yapmak bunlar bir sakız-oruçlu ilişkisi kadar merak edilmiyor. Daha fazla kazanmak için işçisini asgari ücret koşullarında çalıştıran patronun orucunu hiçbir güç bozamıyor nedense? Garibanın orucu yağmur suyuyla bile bozuluyor.

Hüseyin Akın
(Millî Gazete, 23.06.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder