10 Haziran 2015 Çarşamba

İslamcılar devlet yönetme kapasitesine sahip değil


Arap Baharı’na kadar Türkiye Arap dünyasında çok etkiliydi. Hâlâ öyle mi sizce? 
Arap dünyası Körfez’den Fas’a kadar çok geniş bir yelpaze ve homojen değil. Mağrib İslam’ı ile Körfez İslam’ı arasında ciddi farklar vardır. Araplar şöyledir diye bir genelleme yapılamaz. Bölgeye yönelik çok ciddi uzmanların olmaması veyahut olanların da bilinmemesi büyük zaaf. Mesela Yemen, Osmanlı İslam’ının devamı sayılabilecek bir ülke. Fakat Zeydiliği tanımadığımız için tabiri caizse Yemen halkını İran’ın kucağına attık. Evet bugün Yemen halkı İran’a meyletmiştir. İran’a hayırlı olsun. Türkiye’ye de geçmiş olsun. Sadece Yemen mi? Suriye’de de öyle. Orada da geçmiş olsun. Çünkü oranın gerçeklerini göz önünde bulundurmadık.

Müslüman Kardeşler, Mısır’da neden başarılı olamadı?
Doğru düzgün bir devlet vizyonları ve yetişmiş kadroları olmadığı için malesef ele geçirdikleri yapıyı sürdüremediler. Bugünün İslamcıları devleti yönetme gücüne ve bilgi birikimine sahip değiller. Tüm dini akımlar duygusallığı kullanarak kitleleri mobilize etmede önemli rol oynarlar. İyi devrim yaparlar, fakat devirdiklerinin yerine kendileri geçince afallarlar. Bu İslamcılar için çok ciddi bir problemdir. Devrim yapıyorlar ancak sürdüremiyorlar, zira sürdürme bilgiyle epistemolojiyle ontolojiyle olur. O da onlarda yok. Önce şunu ifade etmeliyim ki Mursi iktidara seçimle geldi, buna saygı duyulması gerekir. Ona yapılanları lanetliyorum ve kabul edilemez buluyorum. Diğer taraftan iktidara gelindikten sonra yapılan çalışmalara bir baktığımızda kaygı verici şeylerle karşılaştık. ‘Piramitleri yıkalım firavun adetidirler’den tutunuz ‘turist gelmesin bize ahlaksızlık getiriyorlar’ gibi çok ilkel konular üzerinde temerküz ettiklerini gördük. Belki hepsi böyle düşünmüyorlardı ama kendilerini bu ultra selefi guruplardan da net bir şekilde ayırt edemediler. Ve o yükün altında kaldılar. Büyük vizyonla bakamadılar. En aklı başında durmaya çalışan Gannuşi hareketi idi ve yeterli elemanın ve vizyonlarının olmadığını itiraf ederek sonunda ikinciliği üçüncülüğü kabul etti…

Mahmud Erol Kılıç
(Zaman, 08.06.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.