TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Püriten İslam lazım diyerek, Osmanlı tecrübesini dışladılar


İslamcılık Türkiye’de de geleneksel İslam anlayışını nasıl etkiledi?
İslamcıların söylediğiyle Kemalist protestanizm birbirleriyle çok yakınlar. İslamcı ideoloji ıslah yapacağım derken temelleri de sarsmıştır. Bu yönüyle Cumhuriyet’in kurucularının niyeti ile de örtüşmektedirler. Tıpkı Arnavut selefi gençlerin bugün yaptıklarının Sırp milliyetçilerinin işine gelmesi gibi. İslam’a hurafeler sokulmuştur, Püriten İslam lazım diyerek, Osmanlı tecrübesini dışladılar. Tarihi tecrübeden koparılan İslam yeni icad edilen bir ideoloji haline geldi.

İslamcı söylem cemaat yapılarından daha mı etkili oldu?
Evet öyle. Türkiye’de bir iki tarikatın entelektüel çabaları olduysa da akim kaldı. Maalesef tarikatlar Cumhuriyet’in ilk dönemlerden sonra çok fazla entelektüel çıkaramadı. Bir İsmail Fenni Bey, bir Mehmed Ali Ayni, bir Ahmed Avni Beyler üretemez hale geldi. Ama temiz esnaf ve iyi vatandaş üretti. İstanbul’dan taşraya geri çekilmenin de bunda bir tesiri olabilir. Tarikatlere ve tasavvuf kültürüne hürmet duyan bazı yazarlar oldu, hepsi bu kadar. Ama seyr-i süluk görmüş, tarikat terbiyesi almış şair, ilim adamı, filozof, bilim adamı, din adamı, entelektüel fazla çıkaramadı.

İslamcıların büyük bu kısmı tanımaz bu yazarları…
Tanımaz… Ali Şeriati gibi bile olamadılar. Malum o genel anlamda İran tecrübesi, Mevlânâ, Hafız referansları, özel anlamda Şia kültürü yani Ali, Hüseyin referansları ile kendi sol referanslarını birleştirerek ortaya bir fikri hareket çıkardı ki bu hareket ‘İslam İnkılabı’nın sacayaklarından birisi oldu. Mesela bizde sosyalist-komünist hareketin mühim teorisyenlerinden Hikmet Kıvılcımlı’nın çalışmalarına bakın İslam, Osmanlı, tasavvuf referanslarını görürsünüz. Ama İslamcının referanslarında bunları göremezsiniz, görseniz de negatif olarak görürsünüz. Kıvılcımlı kadar bile olamadılar.

Tarihi tecrübeye mesafeli İslamcılar hangi kaynaklardan beslendi?
1970 sonrası Türkiye İslamcılığı bu toprakların fikri devamı olmaktan ziyade dışarıdan tercüme faaliyetleriyle oluşturuldu. Anadolu İslam’ı 1950’li yıllarda daha çok Nurettin Topçu, Cemil Meriç vb. gibi yazarlar tarafından dile getirildi ise de daha çok edebiyat sahasında kalındı. Bir topyekûn din anlayışı, din felsefesi haline gelemedi. Zira bu kişiler din adamı değildiler. Zaten modern Türkiye İslam düşüncesi daha çok şairler ve edebiyatçılar ağırlıklıdır. Ulema veyahut urefa merkezli değildir. Bu sınıfların büyük baskı altında olmaları belki böyle bir yan filiz vermiş olabilir. İbn Arabi’lerin, Mevlânâ’ların, Yunus Emre’lerin, Niyazi Mısri’lerin İslam anlayışı üzerine dayalı değildirler. Hatta İbn Arabiye, Mevlânâ’ya küfretmekle var olmaya başladılar. Tarihimizi, tarihimizdeki İslam’ı ötekileştirdiler. Bugün bu ideolojinin mensubu gençler Kosova’da, Bosna’da Osmanlı’nın yaptığı mezar taşlarına saldırarak güya bir tür put-kırıcılık yapmaktalar ama bundan en çok milliyetçi Sırpların memnun kaldığını görmüyorlar.

İslamcılığın Selefi bir ideoloji olduğunu söyleyebilir miyiz?
Sünni değiller ama selefiler demek bir tenakuz olur. Zira sünnilik içerisinde, hatta kendilerini ‘en hakiki Sünni’ olarak tanımlarlar. ‘Ehl-i sünnet-i hassa’ derler kendilerine. Yani ehl-i sünnetin seçkinleri… Fakat doğru olan şudur ki İslamcıların varlık anlayışı Selefi varlık anlayışıdır. Selefi varlık anlayışı da tekdüzedir. Alemde ve dinde mertebeler kabul etmez, tek mertebe vardır. O da şeriat mertebesidir. İslam demek şeriat demektir. Bir fıkıhçı yazarımızın da iddia ettiği gibi “İslam medeniyeti, bir fıkıh medeniyetidir’ tezi bir indirgemeciliktir. Daraltmadır. Yani felsefesi, irfanı, estetiği ve hatta dini bir kenera ama şeriatı var anlamına gelir. Oysaki şeriat dinin bir cüzüdür. Şeriat din için vardır, din şeriat için değil. Kur’an’da (Şura 13) Allah Nuh peygamber için der ki ‘Şerea leküm mineddin…’ Yani dinden ona özel bir şeriat yaptık… Görüleceği üzere din şeriattan daha kapsamlı bir manadadır. Mesela Kur’an’ın ancak yüzde yirmilik bir kısmı bu konulara müteallıktır. Şeriat sahibi olmayan peygamber var ama din sahibi olmayan peygamber yok.

Mahmud Erol Kılıç
(Zaman, 09.06.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder