09 Temmuz 2015

İsmail Kara: "Yaptıklarımız ya taklit, ya şekilsiz."


Güzel ve kültürümüzle irtibatlı cami, ev, sokak, bahçe, okul yapamıyoruz. Yaptıklarımız ya taklit, ya şekilsiz. Bu kadar özel okul yapıldı büyük bütçelerle, ben bir tane zevkli, güzel ve modern binaya tesadüf etmedim. Büyüklük ve israf dışında göze çarpan bir şey yok. Kamu binaları, üniversiteler de öyle. Zor olanla başa çıkmak kafa, vakit, emek ve ter ister, halbuki kolayı tercih ediyoruz yani terk ediyoruz. Bu da kendimizi, memleketimizi terke doğru gidiyor. Veya çok kaba bir şekilde uyarlıyor, tanımsız hale getiriyoruz, bu da aslında terk etmenin bir türü.
...
Dünü ve dünde yaşayamayız, bu hastalık işareti; fakat nereye doğru gidiyoruz, neye katılıyoruz, neyi elimize alıyor ve kullanıyoruz konusunda bir donanıma sahip olma alışkanlığımız ve endişemiz yok. Veya yeteri kadar yok. El ile gelen düğün bayram, uydum kalabalığa… Bu gayri ahlâki ve gayri insani bir şey aslında. Buna bilgi ve fikir kalemindeki zaaflar, yetersizlikler diyelim isterseniz. Elbette biraz derin bilgi, farkındalık… Buna pek de talip olmadık dersek haksızlık etmiş olmayız sanırım. İkincisi, perhizkâr tarafımız çok zayıf. Halbuki modern dünyanın kuşatmalarından ve sapkınlıklarından bir miktar da olsa kurtulmak, belki hangilerine katılabileceğimizi tesbit edebilmek için biraz mesafeli ve perhizkâr durmak çok önemli. Bu da ahlâkî bir şey. Beşerlikten insanlık ve Müslümanlık seviyesine yükselmek demek, aynı zamanda seçme kapasitesini yükseltmek, seçkinleşmek, seçilir olmak demek.
...
Mustafa Kutlu ağabeyle yayın işlerinde yorulduğumuz zamanlar birbirimize söylediğimiz bir söz var: Çok çalışıp çok yoruluyoruz ama Yüce Allah bizi iyi işlere sevk etti, kötü işlerde yorulmadık. Nurettin Topçu mektebine mensup biri olarak iradeci kadercilerden sayıyorum kendimi. “İradeci kaderci” tabirini de ben mi buldum acaba? Uçsuz bucaksız kader deryasının ortasında, onun hareketlerine bütünüyle teslim olmak birinci madde olsa da insanın iradesiyle kaderi içinde, kaderinin tayininde aktif bir rol sahibi olduğuna inananlardanım. Kelamcılar duymasın, belki sûfimeşrepler de! Yaptığım işlerin önemli bir kısmını birinden öğrenmedim desem yanlış olmaz herhalde. Veya dolaylı yollarla fark ettim, bazı işaretlerden çıkarımlarda bulundum diyeyim. Çalışmak ve daha çok da ısrar, rehavete düşmeden takip bana birçok şeyi öğretti, önüme getirdi. Bir atasözü kurdum kendime: İmkânsıza yönelmedikçe mümkün olan ele geçmez. Mümkün olana göz diken sınırlı, ahlâkî olarak sıradan ve vasıfsız kalmaya mahkûmdur gibi geliyor bana.

İsmail Kara
(Nihayet, 01.07.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.