14 Ağustos 2015

Altı minareli büyük camilere ihtiyacımız yok


İslâm'ı resimle, filmlerle, fotoğrafla, sanatla anlatıyorsunuz. Sanatı kişinin kendini bilmesinin yolu olarak mı görüyorsunuz?
Sanatın evrensel bir dil olduğuna inanıyorum. İnsanlar farklı dilleri konuşsa bile bir sanat eserini aynı şekilde görebiliyor. Bir resme baktıklarında o resimde kendilerinden bir şeyler bulması da mümkün olabiliyor. Bir çerçevenin önünde dururken o donmuş resimden kendince şeyler çıkarır insan ve bu çıkarımlarla yeni bağlar kurabilir. Bence sanatın amacı da bu bağları kurdurabilmektir.

İslâm tarihinde birçok estetik yapısı olan mimarî var. Ancak bu yapıları günümüzde göremiyoruz. Müslüman dünyasının sanat ve estetik anlayışlarını nasıl buluyorsunuz?
Bence şu an yeterince güzel cami var. Altı minareli büyük camilere ihtiyacımız yok. Önemli olan artık insanların güzelliğine çalışmaktır. İbadettir önemli olan, cami değil. Meyvedir önemli olan, ağaç değil. Hiçbir çiftçi meyve vermeyen bir şey yetiştirmez. Camiler insanların ibadet etmesine imkân sağlar ama meyve değildir. Meyve insandır, ibadet de onun ağacıdır.

Yeterince büyük cami var diyorsunuz ama Türkiye'de hâlâ büyük camiler yapılıyor. Mesela Çamlıca Tepesi'ndeki cami gibi. Bu bir ihtiyaç mı?
Bundan 10 yıl önce insanlar özellikle küçük yerlerde beş vakit namazlarını kolayca eda edebiliyordu. Ancak bugün bu biraz zor. Ben cami yapılmamalıdır demiyorum. Bunun bir yarışma haline dönüşmemesi gerektiğini söylüyorum. Biz ayrı zamanlarda yaşıyoruz. Yüzyıl önce kaybedilen güzellik anlayışımız ve mimarlık anlayışımız yok. Bugün bir Sultanahmet inşa edemezsiniz. Öncelikle bunu yapacak bilgi yok. İkinci olarak ise buna yetecek para yok. İslâm dini anlam kaybetmeden gelişmelerin takip edilmesine önem verir. Mesela Peygamberimiz zamanında uçak yoktu ve insanlar çölleri aşarak Hac vazifesini yerine getiriyordu. İnsanlar çölde namaz kılıyor, aylarca yürüyor ve en sonunda Mekke'ye ulaşıyordu. Bu zorlukların sonucunda ulaştıkları güzellik onlara Allah'ın mükemmelliğini anlamasına sebep oluyordu. Şimdi insanlar uçaklar vasıtasıyla birkaç saat içinde Mekke'ye ulaşabiliyor. Müslümanlıkta moderniteye ayak uydurmak vardır. Ancak bu ayak uydurma sırasında önemli olan mânâyı unutmamaktır.

Yani çağa ayak uydurmak İslâm'a karşı gelmek değildir.
Birisi Efendimiz'e gelir ve ‘Bana yardım et, ben dünyaya âşığım.' der. Efendimiz cevap verir: ‘Eğer ölümü düşünürsen dünyanın, hayatın geçici olduğunu anlarsın.' Neden yaşıyorsun? Neden geçici bir şeye âşık oluyorsun. Hayat bir köprüdür. Köprülerin üzerine ev yapılmaz.

Shems Friedlander
(Zaman, 14.08.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.