31 Ağustos 2015

İnsana mukayyet olmak

Henüz insanların "profesyonel" olmadığı, duyguların paketlenmediği,
ekmek kavgasının sanaldan yürümediği 1930'lardan.
Sabrın taşsa bile adil olacaksın! Bıçağın kemiğe dayandığı yerde olsan bile adil olacaksın! Haksızlığa uğradığın zaman bile adil olacaksın! Adalet kimsenin umurunda olmadığında sen yine adil olacaksın! Herkesin ortasında adil olacaksın! Kimsenin görmediği yerde de adil olacaksın! Başkalarına karşı adil olacaksın! Kendine karşı adil olacaksın! Çünkü insansın, insan olduğun için adil olacaksın! Allah'ın kulu olduğun için, dosdoğru olmaya söz verdiğin için adil olacaksın! Bu hassasiyeti yaşadığın sürece beraberinde taşıyacaksın! Başaramadığın zamanlarda bile bunu yeniden samimiyetle deneyeceksin! Adil olmaya çalışmaktan asla vazgeçmeyeceksin! Bunu yapmazsan sen de zalimlerden olursun. Ayağını bastığın yer adalet dairesinin içi değilse; bil ki geriye kalan her yer zulüm dairesine dahildir.

Hayatımız boyunca her hareketimiz, her düşüncemiz, her tavrımız, her yönelişimizle hayırdan ya da şerden yana bir tercihte bulunuruz. Hayrı seçmek adalet, şerri seçmek zulümdür. Zamanın başından bu yana yaşanmış hiçbir şeyin dışında kalamayacağı 'durumlar üstü' bir hakikattir bu. Zihinlerimizde bu hakikat ölçüsü yoksa, geriye kalan istisnasız her şey sadece çöptür.

İnanmak, salih amel işlemek, hakkı ve sabrı tavsiye etmek dışındaki her yolun sonu hüsrana çıkar, amennâ!

Gökhan Özcan
(Yenişafak, 31.08.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.