20 Ağustos 2015

Kankıran

Gitgideyiz, yol/yordam çentiğindeyiz, sağımız solumuz
Kan/revan
Şakaklarımızın bir gürz gölgesinde zonklayışı, demek önümüz kan
Yabanıl çiçeklere el değdire değdire, tırnak uçlarımız kan'ca
Buğu susuz bir ırmağın kıyıcığından selam/sabah,
Yine mi kan
Bindiğimiz bir düldül müydü, kantarması kanamış, yelesiz ve dur/duraksız
Kâh adeta kâh dört nala kâh rahvan -at dördüncüde gidemez mi?-
Azıcığı yenmiş bir kara/karpuz çekirdeğinde konaklıyoruz, çıkınımızda kan/somun
Ön öcümüz çağdan çağalık, yol yoktur şu dağlara, tam da
Kanımız fokurdarken
Birimiz gözü böğrü kulakları çınlıyor, damla damla değil, silmece
O kanlı mendilleri uçkurları iç ceplerimize sokuştururaraktan nite/nice
O bulut, hani gölcecağzıyla kasıklarımızı kıpraştıran
Seğirtip apışımıza siniyor, döşü/düşü kan
Vıyıl vıyıl yoncalar haydin kök salıyor kan/köken
Apansız kışkırtıların sırt sıvazlayışıyla uzlaşip gidiyoruz,
Kaytarma/kan bu
Aracıkta kör/kütük hoyratlarımız da var, dermece kan/çanağı
Dolambaçlı bitirimliğin ceremesiyse, biz onu çektim çekeli yıllar oldu
A canım, şu basbayağ kan, öpücüklere de sızıyor mu onca kerpiç beton küspe mayıs ter tortu çapak moloz kül ve misk gübre
Candamarsızlıklarında neyi niye dolansın kan?
Kan illece vardır da, -kabuklaşısı ola ki-
Candamarsızlığımızdan.

Kanda olmazı olur kılan devinim,
Çiğ yazıklığında kupkuruyana değin;
Söyletmeyin, kan tek sorun,
Tek yörünge ya da öğe.

Metin Eloğlu
(Yeni Dergi, Sayı 123, Aralık 1974)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.