03 Eylül 2015

Lütfi Bergen: "Kadınlar kendileri gibi kokan erkekler arıyorlar."


Modern toplum bir kadıncı düşüncedir ve bütün kadim kültürlerdeki savaşçı erkeği tarihten atmak üzere konumlanmıştır. Bugünün bilimi teknolojiye dayalı bir araştırma-tetkik metodolojisi kullanmaktadır. Bir doktor röntgen-ultrason olmadan hiçtir. İslam düşüncesinde doktor değil hekim vardır. Hekim demek hastasının gözlerinden, göğsünü dinlediğinde nefesinden hastalığı teşhis edendir. Modern toplum savaşçı erkeğe muhtaçlığı gizler ve bunu terörizmle yeniden üretir.

Anadolu ahileri erkek yetiştiriyorlardı zira ahiler aynı zamanda askeri bir teşkilattı. Bu nedenle kadınlar ahi olamaz. Modern meslekler kadınsılaştırır. Erkek terinin kokusunu dahi alamazsınız. Erkekler kadınlar gibi parfüm kullanır. Musa (as) çobandı. Koyunların kokusunun üzerine sinmediğini kim söyleyebilir? Modern kadın helal ekmek için kokan erkeği kabul etmeyecekse kadın kokan bir erkekle evliliğe mecbur demektir. Biz kızımızın doktor olabileceğine inanıyoruz ama hekim olabileceğine inanamıyoruz. Kadınlar kendileri gibi kokan erkekler arıyorlar. Onlarla şerbet içmek istiyorlar. Bilindiği üzere bu işi yapan üç sahabe savaştan geri kaldı. Üç sahabe savaştan geri kaldı ve tevbeleri kabul olunana dek kendilerine selam bile verilmedi.

Bütün tarih boyunca erkek savaşçıdır. Erkek uzun yaşamaz, kadın dul kalır. Erkeğin kaderi budur. Erkek savaşçıdır. Eyüp Sultan yaşlı başıyla bu nedenle İstanbul'a gelmiştir. Kadınlar savaşçı bir erkek istemiyor, paketlerini taşıyan sünepe adamlar istiyor. Bunu kabul edemeyiz. Kadınlar geceleyin beraber yattığı helalinin-erkeğinin aslında bir pusat olduğunu unutmamalıdır. Kadınlarla erkekler eşit ise Firavun niçin erkek bebeleri öldürtüyordu. Refah toplumları erkekleri-savaşçıları yok eder de ondan. Savaşçılığını yitirmiş erkeklerin bulunduğu toplumun tamamının kadın olduğunu söyleyebiliriz. Kızlar kederli, babaları gibi hayatı taşıyan erkek istiyorlar. Sadık, vefalı, sabırlı. Bunu bulamayacaklar. Babaları gibi erkek bulamayacaklar zira ekmek karnesi, ayakta lastik, yamalı elbise ile dolu bir hayat geçirmediler. Büyük fedakarlıklar büyük yokluklarla arkadaştır. Bu ikisi bir araya gelince büyük şahsiyetler ortaya çıkar.

Yazdıklarımı abartma olarak değerlendirenlere saygı duyuyorum. Ama bu kızların kederini, erkeklerin de kaygısızlığını ortadan kaldırmıyor. Bugün muhafazakârların hayranlıkla gezdiği Safranbolu-Beypazarı evlerinde geçmişte ihtiyaç fazlası eşya düzeneği yoktu. Modern evde birçok eşya ihtiyaca değil ahaliye "sergi" için tedarik edilmiştir. Mutluluğun bunlarla sağlanacağı yolundaki hurafe egemendir. Muhafazakârlar gerçekten Safranbolu-Beypazarı evlerinde yaşamak istiyorlar mı? Hayır. Çünkü tarhana yapmak meşakkatli bir iştir. Kış boyu tarhana çorbası içmeye razı kadınların kocaları savaşlarda şehit olmuştu. Siz onların torunlarısınız. Tarhana çorbası içmeye razı bir kadının ala-modanisa ile işi olabilir mi? Yoğurt (hayvancılık) ve domates (bahçe bostan) ile ilişkisini kesmiş bir toplum tarhana yapamaz. Bu nedenle kent bidattir. Kendi yiyeceğini üretemeyen bir topluma ancak kentsel düzende yaşama ısrarımız sebep olmaktadır. Türkiye'de kentsel yaşama geçişle kırsal alandaki terör arasında doğrudan bağlantı vardır.

Genç nesil eşya ezberini bozarsa çok küçük meblağlara evlenebilir. Müslümanlar şehir felsefesi geliştirirse milyonluk konutlar batırılabilir. İstanbul'un nüfusunun 3-4 milyona indirilebilmesi Müslümanların şehir felsefesini inşa etmelerine bağlıdır. Hicret kentlerden şehirleredir. Amerika'ya göçen Batılı cemaatler Avrupa'nın gelişmiş kentlerini terk ettiklerinin farkında idiler. Evde fare olmasın diye kedi beslenirdi. Ama kentte insan Gregor Samsa olabilir. Bu da böcekleşmedir. Kent kapitalizmin mekanıdır. Kentte yaşayarak müslüman kalmak da kapitalizme rıza üreten bir dindarlıktır. Kentte tessettür üzre yaşamak mümkün değildir. Kadınların tesettür kumaşını, sakallı-takkelilerin Mercedes'i görünülür kılması uryanlaşmadır.


İslam mahalle sistemi meslek erbabı erkekleri gündüz dışarı çıkarır. Mahalleye girmek isteyenleri ise vize almadan içeri giremez kılar. İslam mahallesinde evlenmeyen kadın-erkek ev-hane kuramaz. Mahallede yaşamak imtiyazdır. Mesleği olmayan da ev-hane kuramaz. Bugün müslüman genç kadının tek başına ev açması kent-kapitalizmin ona sağladığı bir imkandır. Aslında bu cemaat hayatına Batı müdahalesidir. Müslüman genç kadın-erkek medine kurmak istiyor mu? Aile bile kurmak istemiyor.

Müslümanların hane-ev sistemi yiyeceklerin ve ihtiyaç maddelerinin üretim alanı idi. Kapitalizmin bu eve girmesi mümkün değildi. Hergün tarhana yenir mi diyorlar. Her gün ne idüğü belirsiz et yiyorlar.

Lütfi Bergen
https://twitter.com/BergenLutfi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.