17 Eylül 2015

Miryokefalon zaferi araştırmaları yayınlandı

Türkler Anadolu’nun tapusunu Miryokefalon savaşıyla aldılar

Çamlıca Basım Yayın 1176 yılında Selçuklu – Bizans arasında yapılan Miryokefalon Savaşı’nın bütün detaylarıyla birlikte yapılan saha çalışmalarını da anlatan önemli bir eser hazırladı. Savaşın 839. yılına özel olarak hazırlanan eser “Selçuklu – Bizans Münasebetlerinde Bir Dönüm Noktası Myriokephelon Zaferi” adıyla yayınlandı.

Yrd. Doç. Dr. Adnan Eskikurt ile Prof. Dr. Mehmet Akif Ceylan tarafından hazırlanan eser, Türkiye Selçukluları adına 17 Eylül 1176 yılında zaferle sonuçlanan Miryokefalon Savaşı’nın yapıldığı yer ile ilgili tartışmalara da son noktayı koyması bakımından büyük önem arz ediyor.

Savaşın geçtiği döneme de ışık tutan eser; “Haçlı Seferleri ve Anadolu’da Siyasi Dengelerin Bozulması, Tarihi Kaynaklara Göre Miryokefalon Savaşı, Savaş Yerinin Başlıca Coğrafi Özellikleri, Savaşın Yapıldığı İleri Sürülen Yerler ve Coğrafi Özellikleri” olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Savaşın geçtiği yerlerin fotoğraflarına, savaşı canlandıran özel resimlere ve planlara da yer veren kitap, tarihe kaynaklık ediyor.


Miryokefalon Savaşı Nasıl Oldu?

1071 yılındaki Malazgirt yenilgisiyle adeta kabuğuna çekilen Bizans, Anadolu’da varlığını yeniden kabul ettirmek istiyordu. Anadolu Selçuklu Sultanı İkinci Kılıç Arslan’ın kudret ve başarılarının artması Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u rahatsız ediyordu. Selçukluları Anadolu’dan atarak kaybettiği toprakları geri almak isteyen Manuel 1176 yılı ilkbaharında büyük bir orduyla İstanbul’dan yola çıktı.

Yürüyüş yolu üzerinde devamlı Türkmen ve Selçuklu akınlarına maruz kalan Bizans ordusu Denizli’den sonra dar ve sarp bir vadiye girince sultanın kurmuş olduğu pusuya düştü. 17 Eylül 1176 günü vadide yaşanan şiddetli çarpışmalar ve geçidin kapatılması sonucu bozguna uğrayan Bizans ordusu dağıldı. İmparator çaresiz Sultan İkinci Kılıç Arslan’a barış teklifinde bulundu. Yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlandı.


Miryokefalon Savaşı’nın Önemi

Miryokefalon Savaşı Selçuklular ile Bizans arasında yapılan ikinci büyük savaştır. Malazgirt’te Sultan Alp Arslan ile Romanos Diogenes gibi iki kudretli hükümdar karşı karşıya geldiği gibi Miryokefalon’da da aynı derecede iki hükümdar Sultan Kılıç Arslan ile Manuel Komnenos kozlarını paylaşmışlardır. Her ikisinde de Selçuklular galip gelmişlerdir.

Savaşın bir diğer önemi ise Malazgirt’ten 105 yıl sonra kazanılan büyük zaferin ardından Bizans’ın ümit ve mücadelesinin tamamen kırılmış olmasıdır. Bizans bundan sonra Selçuklulara karşı savunmada kalmıştır. Ayrıca Anadolu’nun artık bir Türk yurdu haline geldiği kesinlik kazanmıştır. Bu tarihten sonra da Anadolu’nun büyük kısmı Türkiye Selçukluları idaresinde birleşmiştir.


Savaşın Geçtiği Vadiyi İki Öğretim Üyesi Buldu

Böylesine önemli bir hadisenin cereyan ettiği mevkiin tespiti ise yüzyıllardır çözüme kavuşmamış bir meseleydi. Muhtelif yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından farklı mevkiler üzerinde durulmuşsa da savaşın kesin yeri üzerinde görüş birliğine varılamamıştı.

Bu hususla alâkalı olarak 1998’de Denizli’den Eğirdir’in doğusuna kadar olan sahada çalışmalar yapılmış, ancak Bizanslı Kinnamos ve Süryanî Mihael’in eserleri ile Haçlı seferlerini anlatan bir kısım kroniklere ulaşılamadığından bazı önemli verilerden mahrum kalınmıştı.

Medeniyet Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Adnan Eskikurt ile Marmara Üniversitesi Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Ceylan’ın ortak yürüttükleri saha araştırması savaşın geçtiği yer konusundaki tartışmalara son noktayı koydu. Tarih ve Coğrafya sahalarındaki bilgi ve tecrübelerini birleştiren iki öğretim üyesi uzun süre sahada ve tarihi kroniklerde yaptıkları araştırmalar neticesinde Miryokefalon Savaşı’nın geçtiği sahanın Konya – Beyşehir arasındaki Bağırsak Boğazı olduğu konusunda birleştiler.

Tarihi Keşif Kitap Oldu

Çamlıca Basım Yayın ise Miryokefalon Savaşı’nın 839. yılında kıymet değeri çok büyük olan saha araştırmalarını tarihi kaynaklardan edinilen son bilgileri kitaplaştırarak araştırmacıların hizmetine sundu. 112 sayfadan oluşan eser çok sayıda fotoğraf ve resimlerle zenginleştirildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.