28 Eylül 2015

Nasıl bir ev, nasıl bir şehir?

Boğaziçi, İstanbul, 1890'lar
"Bizler mâziyi aramıyoruz, mâzide var olup da kaybettiğimiz ve yerine koyamadığımızı arıyoruz."
- Ahmet Hamdi Tanpınar/Huzur

İki yüz yıllık Batılılaşma/Modernleşme macerâmız sonrasında “din”imizin değişmediğini, lâkin “değerler”imizin değiştiğini söylemek mecburiyetindeyiz. Değerlerinden koparılmış/arındırılmış bir dinîn ne kadar kendisi kaldığı ya da değiştirilen “değerler”in bir başka “din” meydana getirip getirmediği hususu ayrıca ihtisas sahipleri tarafından açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu, belki de pek rahatlıkla “Modernlik İslâm'a, İslâm da modernliğe mâni değildir.” diyebilen Müslümanlara kritik bir eşikte olup olmadığını da hatırlatmış olacaktır.

Mimâri ve şehirlerin değerler ile üretildiğini evvelce söylemiştik. İslâm mimârisini meydana getiren değerler, kaynağı Kur'an olan adâlet, tevâzu, sadelik, fânilik düşüncesi, mahremiyet, hürmet, emanet şuuru… gibi bir takım yüce "değerler"dir. Günümüzde bu değerlerin yerini lüks, konforlu, keyifli, pahalı, büyük, gösterişli, görkemli denilen ve dinin asla tasvip etmediği bir takım seküler/dindışı değerler almıştır. Sayılan bu hususların bir kıymet/değer olup olmadığı meselesi ise ayrı bir bahistir.

Değerler değişince tercihler değişmiş, tercihler değişince de beklentiler değişmiştir. Geçmişte bir evden beklenen; sükûnete müheyyâ bir yuva olması, günahlardan korunmaya vesîle bir sığınak, iyi komşuluklarla cennetin kazanılabileceği mânevî bir atmosfer… iken bugün bunların yerini bambaşka beklentiler almıştır.

Ev artık “yuva değil mal”, “bir ticarî metâ”, “kira/rant getiren bir para kaynağı”, gerekirse anında değiştirilebilecek “bir yatırım portföyü” olmuştur artık.

Ev etrafa karşı “bir prestij mekânı” ve “güç ve kudreti kanıtlama aracı” dır.

Yine ev, eşyaların ve dekorasyonun sergilendiği “teşhir salonu” ve ne kadar “zevk sahibi olunduğunun kanıtlandığı mekânlar” haline gelmiş/getirilmiştir.

Lâkin bütün bu yeni tercihler ahlâkî olmadığı gibi insanı yüceltecek değerler de değildir.

İslâm'ı bir hayat rehberi/nizamı olarak kabul edenler, onun değerleriyle bu çağa ait yeni şehirler kurmak isterlerse, en başta bugünün insana azap ve sıkıntı veren, ruhunu bunaltan, hayatı çekilmez hale getiren ve insanda yaşama ümidi ve neş'esi bırakmayan modern kentlerin müsebbibi, kaynağı ve dayanağı olan modernizmi ve onun ekonomik versiyonu kapitalizmi reddetmeleri kaçınılmazdır.

Aksi takdirde hem “modern olalım”, “modern kentler kuralım”, hem “bu kentler zenginlik üretsin”, hem biz bu “zenginlikten paylarımızı alalım”, bunun yanında hem “mutlu, hem huzurlu, hem sağlıklı olalım” işte bu mümkün değildir.

Bundan böyle faziletli şehirler kurma hedefindeki müstâkbel nesiller için, mâzinin İslâm şehirlerine de temel teşkil etmiş olan değerleri ortaya koymaya çalışacağız.

1-Adalet

2-Tevâzu

3-Sadelik

4-Güzellik

5-Fânilik Şuuru

6-Mahremiyet

7-Özgünlük

8-İktisat

9-Muhafaza

Semih Akşeker
(YeniSöz, 24.09.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.