29 Eylül 2015

Yeni Nesil Ülkücüler

Adnan İslamoğulları “Ülkücülük reaksiyonerdir’ diyerek Ülkücülüğü tahfif etmeye çalışanlar bilmelidirler ki Kuva-yı Milliyeciler de reaksiyonerdi ve her Ülkücü Kuva-yı Milliyecidir, olmalıdır da… Memleket yangın yeri iken Buda gibi oturup sineklerin kendisini ısırıp ısırmayacağını beklemek Ülkücüler için abesle iştigâlden başkaca bir şey değildir”

Fırat Kargıoğlu “Kilise tipi, papaz kıvamında ideologların otoriteleri sarsılıyor, gönüllere ve zihinlere kurdukları tahtlar sallanıyor. Yeni nesil ülkücüler daha çok “Kendin bil, kendin yorumla” yanlısı, akıllarına yatmayan düşüncelere sırf filanca söyledi diye sadık kalmıyorlar.”

Hakan Boz “Dünya ve Türkiye’deki yeni gelişmeleri anlama ve yorumla yönteminde gelenekçiler lider-doktrin-teşkilat hiyerarşisini benimserken; yeni nesil Ülkücüler ilim-neşriyat-teşkilat üçlemesini tercih ediyor. Hareket içerisindeki bu iki “hayali grup” arasındaki ayrışma şeklen bir ayrılık anlamına gelmiyor. Zaten her iki grup da, Türkiye’nin milli bütünlüğü, bekası, Türk Milliyetçiliğinin kitleselleşmesi, Türk Dünyasında Birlik fikrinin hayata geçirilmesi ve Türk Töresinden taviz verilmemesi konusunda ortak bir tavır sergiliyor.”

Hüseyin Raşit Yılmaz “Meşhur zamanın ruhu bizi yıprattı. Uzun bir siyasal İslamcı iktidar döneminin çamur banyosu onları belki kapkara yaptı ama ülkenin her tarafına da sıçradı.”

İkbal Vurucu “Milliyetçiliğin köklerindeki İslamcı ve özellikle muhafazakâr hegemonya özgün bir milliyetçi düşüncenin varlığını şimdiye kadar mümkün kılmamıştır. Söz konusu ideolojilerin mesela muhafazakârlığın sürekli devlete meyleden bir düşünsel merkeziliği esas alması maddenin üç hali gibi bu aydınların her zaman ve şartta iktidarın kalıbına girmesine neden olmuştur.”

Kubilay Kavak “Ülkücülük Özde Bir ‘İnşa ve İhya’ Hareketinin Siyasî İzdüşümüdür. Ülkücüler; zamanın ruhunu anlamada liberaller, dinî cemaatler ve siyasî İslâmcı kesimlere göre biraz geç kaldı, ama şükür ki onların kahir ekseriyetinin yaşadığı olumsuz savrulmalardan da belli ölçüde korunmuş oldu; diğer yandan sol, sosyal demokrat ve devrimci çevrelere göre de zamanın ruhunu daha çabuk kavradı.”

M. Bahadırhan Dinçaslan “Yaratan, var eden, çoğaltan... Kültür böyle bir şey. “Kültürsüz milliyetçilik” özellikle post-modern çağın hikâyesiz insanının, kişisel arka planı buna teşneyse tutunduğu neo-spritüalizm nevinden bir hastalık.”

Mehmet Kaan Çalen “Sözün ve düşüncenin ayağa düştüğü ve bu kadar çabuk üretilip-tüketildiği bir ortamda kelamın ve düşüncenin de kıymeti kaybolmaya başladı. Tepkilerin sanallaştığı ve anlık yaşanıp hemen tüketildiği bir “dijital Ülkücülük” modelinin, Ülkücülerin gerçeklik algısını olumsuz yönde etkilediği kanaatindeyim.”

Mustafa Yiğit “17-25 yaş arasında olan bir genç neden ülkücü olur sorunuza gelirsek, “17-25” ironisini de dikkate alarak aynı soruyu “17 25 Aralık faciasından sonra 17-25 yaş arasındaki bir genç neden İslamcı olur” şeklinde sorabiliriz. Aynı şekilde komünizm bitmiş, Berlin Duvarı yıkılmış, öyleyse bir genç neden solcu olur diye de sormak gerekir. Oysaki ülkücüler için bu tazda büyük ideolojik travmaların yaşandığını düşünmüyorum.”

Müjdat Öztürk “Ülkücü Hareket kapitalist modernleşmeye, Batılı yabancılaşmaya, kızıl emperyalizme karşı çıkan kitlelerin milli başkaldırısı, yerli isyanıdı. Böyle bir hareketi reaksiyoner olarak nitelendirmek haksızlık olacaktır. Anadolu gibi zor bir coğrafyada varlığını sürdüren Türk Milleti için her dönem Ülkücü olmak için yeterli sebep vardır.”

Ragıb Vural “Yeni nesil Ülkücüler, “gümrük bekçiliği” vazifesini hakkıyla yerine getiremeyen aydınların ve bu anlamda önceki Ülkücü nesillerin günahının da ceremesini çekmektedirler. 80 sonrasında başlayan ve 90’lı yıllarda hız kazanan küreselleşme çağının iletişim imkânları, bu neslin Batı’dan eser rüzgârlara tamamen korumasız olarak yakalanmasına sebebiyet vermiştir

Servet Avcı “Parti ve Ülkü Ocaklıların kapsama alanındaki ülkücülerde elbette haklılık duygusu oluşmuş durumda… Açılım sürecinin ülkeyi uçuruma doğru götüreceğini, demokratik ve kültürel haklar diye verilenlerin Stalinist terör örgütüne propaganda avantajı sağlayacağını, PKK’nın vurdukça kazanan örgüt statüsünü pekiştireceğini, bunun da bölgede devleti sıkıştırıp, PKK’ya psikolojik üstünlük ve alan hâkimiyeti sağlayacağını savunuyorlardı… Maalesef bugün olan da budur… Bu projeyle kardeşlik kazanmamış, tam tersine beraber yaşama iradesi sekteye uğramış, ülkücülerin üzerine titrediği millî birlik kavramı zedelenmiştir.”

Kitaba ulaşmak için:
D&R - Kitapyurdu - Babil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.