22 Ekim 2015

Kimin mürşidi yoksa, o vazifeyi şeytan üstlenir

Mevlevi sikkesi formunda "
Ya Hz. Mevlana Muhammed Celaleddin-i Rumi Kuddise Sırruhu"
Mehmed Nuri Sivasi, Hicri 1349

Şimdi önüne gelen "Mürşid de neymiş", "Rabıta Kur’an’da var diyenin canı çıksın" deyip ortalıkta âlim diye dolaşıyor. Bilhassa Vehabiliği yol edinen kardeşlerime söylüyorum; “rabıta”sız bilgisayar bile açılmaz. Bir dosyayı açmadan diğer dosyayı açamıyorsun, dosyanın içinden geçiliyor diğer dosyalara, ben ne yapayım, beni ta’n etme, ben de Hakk’a gitmek istiyorum sen de Hakk’a gitmek istiyorsun ama ben diyorum ki "insan-ı kâmilden gidelim" sen de diyorsun ki "hayır, şirktir, direkt gidelim"… Buyur git gidebiliyorsan; yok… O kendisi gönderdi nebileri, insan-ı kâmili, öyle olsa göndermezdi, nebilik diye bir müessese olmazdı, Allah "Ben hepinizin rabbiyim, hepinizin hard diski benim" derdi ve oradan her şeyi download ederek gönderirdi bize. Hayır, öyle yapmıyor. Önce talim süreciyle bizi birine gönderiyor. O yüzden dosyaları iyi tanımak lazım, virüslü dosyaları açmamak lazım. Öyle dosyalar var ki açtığınız anda sizi yanlış sitelere yönlendiriyor; tam bir modern hayat… Onun için sağlam dosyaları açmak, sağlam yoldan gitmek gerekiyor.

Onun için kimin mürşidi yoksa, o vazifeyi şeytan üstlenir. Çünkü insan ne kadar inkar etse de; amma hakiki amma sahte ‘şeyh’siz ve ‘şeyha’sız olamaz! İnsan taşa, tahtaya tutunsa faydasını görür de, kâmil bir insana dayanıp yolunu nasıl bulamaz. Mürşid-i kâmilleri inkar eden aslında kendi özündeki yüceliğin reddindedir; acil bir virüs programına ihtiyacı var demektir.

Mahmud Erol Kılıç, Yeni Dünya Dergisi, Mayıs 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.