23 Ekim 2015

Uşşak Kerbelâ Mersiyesi



Teşne lebler bu gece kan il galtân oldu,
Bu gece arsa geh-i Kerb-ü belâ kan oldu,
Bu gece ruh-ı Nebi hâzin-ü giryân oldu,
Ki, Hüseyn İbn-i Ali bu gece kurban oldu.

Çâk-i çâk eyledi fürkan-ı gürûh-u â'da,
Pây-ı pür kin-i hakaretle ezildi Tâ - hâ,
Bağrına taş tutarak ağladı ruh-ı Zehra,
Ki, ciğerpâresi makhur-u perişan oldu.

Bir zaman dûş-ü Muhammed'de gezerdi o vücut,
Rûy-i gül-bûyini koklardı Cenabı-Mahmud,
Şân-ı âlisini tebcil ederdi mâ'bud,
Öyle bir beyt-i Hûda, zulmile viran oldu.

Yüz tutup leşker-i â'daya o Şâh-ı mazlûm,
Dedi: (Ey, dinini dünyaya veren kavm-i zalûm,
Daha dün terk-i cihan etti o sultan-ı ulûm,
Ne çabuk sizde iğrâz nümâyân oldu

Ceddimin dişlerini kırdınız ey kavm-i Yezid,
Mâder-i muhtereme eylediniz zulm-ü şedid,
Ettiniz vâlid-i zişânımı evvelce şehit,
Bana mı şimdi aceb, növbet-i isyan oldu

Gerçi bir nefsim için arz-ı tehâyâ etmem,
Ölürüm, mürtekib-i küfre müdarâ etmem,
Ah kim, teşne ciğer yavrularımdan geçmem,
Bakınız, güllerimin lebleri atşân oldu.

Hâşimi zadelerin ekber-i âlişiyemi,
Can verip, ravza-i rıdvana basınca kademi,
Dest-i â'dada neler çekti enis-i haremi,
Darb-ı zencir ile gülşenleri al kan oldu..

Kumlu çöllerde benim ailemi yakmayınız,
Kesiniz bari beni, anları ağlatmayınız,
Bu yanık sinelere tir-i cefa atmayınız,
Çünkü, bu nazlı melekler size mihman oldu..

Böyle söyler iken ol gonce-i Mahbub-u Hûdâ,
Remh-i şimşir ile hücum etti güruh-u â'da,
Aldılar orta yere şâh-ı şehidi hayfâ,
Ol zaman Kerb-ü-belâ, saha-i tuğyan oldu..

Yetmiş üç nize server-i dinin tenine,
Kan içirtti o deni, Âl-i Nebi serverine,
Lûtf-ü ümmet bu mudur, zâde-i peygamberine,
Hangi bir ümmet vurur zâde-i peygamberini,

Şimr-i mel'un, dayayıp gerdenine hançerini,
Kıymadan kesti o ferzend-i Resul'ün serini,
Deşt-i gurbette kefensiz bırakıp peykerini,
Ehl-i - beytin başına âteş-i hicran oldu..

Busegâh-ı leb-i Zehra idi ruhsâr-ı Hüseyn,
Lem'a-i nûr-u hüveyda idi didâr-ı Hüseyn,
Nerdesin, nerde eyâ vâlid-i Kerrâr-ı Hüseyn,
Bak senin nazlı Hüseyn'in nice kurban oldu..

Baş açık, yalın ayak, teşne dil nâle feza;
Kaldı piş-i esarette yetiman-ı vega,
Bir içim su diye feryad ediyorken zu'afa,
Şimdi de âteş-i hicran ile suzân oldu..

Nâle-i vâ ebetâ, vâ emetâ, vâ ecedâ;
Her taraftan mün'akis oluyor arş-ı Hûda,
Akrebu hablî Verid'i yakıyorken bu sada,
Yine ol kavm-i deni zulmile pûyan oldu..

Kimini nâkeler üstünde ururdu â'dâ,
Kimini hâk-i mezellette ederlerdi ezâ,
Kimisi hayme-i ismette edildi imhâ,
Cümle evlâd-ı Nebi, Hâk ile yeksân oldu..

Emr-i takdir diye bu mel'anete bazı avam,
Atf-ı zulmetmekte Allah'a ederler ibrâm,
Cây-ı inkâr mı bu ey kavm-i cehûl-ü zallâm,
Idelü âyeti her mü'mine seyyân oldu..

Hâlık-ı hayr-ü şer Allah ise, kul kâsiptir;
İhtiyar ile kişi, hayr-ü şerre taliptir,
Şerri tercih edene Zât-ı Hûda galiptir,
Din-i İslâm bu esas üstüne bünyân oldu..

Yıktılar kıble-i islâmı güruh-u ekfer,
Ruh-u peygamberi nalân-ü hâzin eylediler,
Mâ-hasal, taze civanân-ı Muhammed yekser,
Hedef-i neşter-i zâde-i Süfyan oldu..

Hubbi Rahman gibidir, Âl-i Muhammed hevesi;
Sabit ol, emr-i muhabbette bırak piş-ü pesi,
Hânedan-ı Nebevi uğruna can ver Şemsi,
Ki, bize irs-i Nebi gayret-i Kur'an oldu

Güfte: Şemsî Hazretleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.