17 Kasım 2015

"Bugünün insanı tarikata daha çok muhtaç."


Tasavvufun temel meselesi nedir?
Tasavvufun temel meselesi ruhun beden üzerine hakimiyetini sağlamaktır. Başka bir meselesi yoktur. Beden bizim dünya işlerimiz, dünya lezzetlerimizdir. Ruh da Cenab-ı Hakk'ın bu beden içindeki, bize gönderdiği kendi iradesidir. Ruh ilahi bir nefestir. İnsan ruhsal yönüyle ilahi bir varlıktır. Sen ruhsalı ve kutsalı bir tarafa bıraktığın zaman hayvan durumuna düşersin. İnsan ruhsal ve kutsal olana saygısı olan ya da o tarafa meyli olan kişidir. Beden bizi dünya lezzetlerine çeker. Şurada bir horoz dövüştürsek bin kişi toplanır ama namazdan oruçtan bahsedecek olsak üç kişi gelir. İnsanlar çocuklar, gelişmemiş insanlar bedensel zevklerle tatmin olmaya çalışırlar.

Tasavvufu nasıl tanımlıyorsunuz?
Kendi içimizde Allah'ı bulmaya giden yoldur tasavvuf yolu. Tasavvuf otoban ya da trenle, uçakla değil tünel kazarak gitmektir. Tarikat tek kişilik yoldur. Patika demektir zaten. Şeriat ise cadde demektir. Herkesle birlikte gidilecek yol demektir.

Tasavvuf illa gerekli mi?
Gerekir. Çünkü insan iki taraflıdır. Bir sosyal yönümüz, bir de psikolojik yönümüz vardır. Psikolojik tarafımız öz malımızdır. Kendini ihmal edip topluma verdiğin zaman sıradan biri olursun. Ama ben olacağım dediğin zaman, kendi varlığının farkında olmak lazım. Varlığının kime ait olduğunu bilmek lazım. Biz toplumun malı gibi görünüyoruz ama Allah'ın malıyız, kuluyuz. Tasavvuf Allah'a kul olma sanatıdır. Tasavvuf bir sanattır. Meslek gibi çabayla öğrenilir. Çok tarifinin olma sebebi de herkesin kendi kendinin farkında olma metodunun farklı olmasındandır.

Tasavvuf modern hayatta yaşanabilir bir şey mi?
Daha çok yaşanması lazım. Modern hayat bizi kendi dışımıza çekiyor. O kadar cazip ki, tabiatı unutturacak kadar. Bugünün insanı tarikata daha çok muhtaç. Çünkü bu hayat insanı kendinden alıp götürüyor. Sanal, yapmacık bir dünyada yaşıyoruz. Hepsi insan eliyle yapılmış. Doktor bile hastaya dokunmuyor. Yazıyor tahlili, makinaya veriyor. Çıkan sonuçtan teşhis koyuyor. Eski doktorlar boğazına bakar nabzını sayar, ateşi var mı eliyle bakardı. Tamamen teknolojiye teslim olmuşuz.

Böyle bir ortamda tasavvufu nasıl yaşayabiliriz?
Bunların hepsi bizi bizden çalıyor. Cep telefonunu veriyor ama seni senden çalıyor. 'Ben kimim, neyim, niçin yaratıldım' diyecek vakti bırakmıyor sana. Bu teknoloji zalimine teslim olmak istemeyenler ona kul olmak istemeyenler bir yerde duruyor. 'Ne yapıyoruz biz. Ne zamana kadar sürecek böyle' deyip arayışa giriyor. Şimdi bütün gençler maneviyat arıyorlar. Bunları bu arayışa sevk eden teknolojinin, sanal yaşamın acımasızlığıdır.

Gençlerde maneviyata mı yönelim var?
Çok. İlgi çok, bilgi yok. Gençler ilk buldukları 'mürşidim' diyene gidiyorlar. Hz. Mevlana mürşidin kim olduğunu tarif ediyor. Mürşidin vazifesi arayış içindeki o çocuğu kendine bağlamak değil, Allah'a bağlamak. Hz. Mevlana 'Bir mürşid eğer bir talibi kendine bağlamaya çalışıyorsa şeytanın ortağı olan bir haindir. Eğer Allah'a bağlamaya çalışıyorsa hakiki mürşiddir' diyor. Hangisi daha çok?

Elbette sahtesi hakikisinden çok. Her yerde her zaman öyle. 100 mürşit varsa 5 tanesi hakiki, Allah için çalışıyor. Bir kısmı şöhret için, bir kısmı menfaat için, bir kısmı saltanat kurmak için çalışıyor.

Tasavvuf dünyadan elini eteğini çekmeden yaşanabilir mi?
Dünyadan elini eteğini değil gönlünü çekeceksin. Tasavvuf bizi meşgul eden ne kadar güzellik, harika icatlar varsa onlara gönül bağlamamaktır. Bunlar eşyadır, alettir. Tabii kullanacaksın, içinde yaşıyorsun. Ama bunlara gönlünü vermeyeceksin. Bunları yaratanı yaratana vereceksin. Servet sahipleri de öyle. Paraya tapanlar da vardır, kullananlar da. Tasarruf edenler de vardır, paranın esiri olanlar da. Muhabbetini nimete değil, nimeti verene vereceksin. Bazı çok yılmış insanlar tamamen modernizmi reddediyor. Her şeyi bir tarafa bırakıp kendini kurtarmaya çalışıyor. Onlar yaralı kaplanlardır, özeldir, istisnadır.

Prof. Emin Işık
(Yenişafak, 08.07.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.