10 Kasım 2015

Fıtrata uygun şehirler inşa edebilecek miyiz?


İlmi Etüdler Derneği'nin 2015-16 eğitim döneminin açılış konferansını ve dönemin ilk dersini “Ev, Bahçe ve Bahçeli Eve Dair Mülahazalar” başlığı ile Halil İbrahim Düzenli gerçekleştirdi. Konferansta günümüz şehirlerinde planlama hatalarını ve insan fıtratına en uygun yaşama alanı olarak bahçe ve ev ilişkilerini değerlendiren Düzenli, İstanbul ve dünyadaki diğer büyük şehirlerden örnekler getirerek mukayeselerde bulundu. Merhum mimar Turgut Cansever’in İstanbul’u ve İslam şehrini ele alış biçimi, bu konudaki yaklaşımları ve projeleri diğer dünya şehirlerindeki mimari yapının karşısında konumlandırılarak sunumun temel ögesi olarak benimsendi.

Konuşmanın başlangıcında sorularla şehir planlama ve yapılaşma sorunlarına değinen Düzenli, bir yandan da güncel ve iç içe olduğumuz örneklerle modern dünyanın, insanın kendi fıtratına uygun olana yönelik arayışını bile unutmasına sebep olacak derecede hayatını işgali ve bu işgalin yapılaşma hatalarına aksedişini mercek altına aldı. Devamında Osmanlıdan ve hatta Cumhuriyetin ilk çeyreğinden sonra bir yaşam alanı olarak ev ve bahçenin birbirinden ayrılışına ve bu dönüşüm sürecine değindi. Bu dönüşümün ve ayrışmanın sonucu olarak; ev ve bahçenin birarada olduğu bir yaşam alanının şimdinin çocuklarının bir özlemi hatta izlemekten zevk aldıkları bir ütopya haline gelişi ve bu münasebetle yapılan animasyon ve çizgi filmlerde çocuklara en cazip gelen çevrelerin bir-iki katlı (çok yüksek olmayan) ve bahçeli evlerden oluşan kompozisyonlar olduğu anlatılırken, böyle bir yapılaşmanın neden uygulanabilir olmadığı veya neden uygulanmadığı sorusunu sordu.

Konferansın bir diğer başlığı ise batıda ve doğuda şehir anlayışı, Osmanlı şehirleri ve Garden City (bahçe şehir) arasındaki benzerlikler ve farklar, bir sonraki başlık merhum mimar Turgut Cansever’in yeşil ve bahçe ile iç içe yaşam alanları öngören projelerine, fiziki dünyayı algılayışına ve fikri temellendirmelerine atıfta bulunularak değerlendirdi.


Yarının bahçe şehirleri
19. yüzyılda şehirlerin kalabalıklaşması ve endüstriyel gelişim ile batının bir şehir arayışına girişini değerlendiren Düzenli, farklı bakış açılarıyla batının ulaştığı farklı sonuçlara örnekler verdi. Bir yandan Robert Owen’in endüstri şehirlerinde insanların en verimli şekilde çalışabilecekleri komünal, işçi ve fabrika merkezli, tüm genel ihtiyaçların ortak giderildiği, çocukların ortak bakıldığı ve bütün bunların işçi verimini artıracak kapitalist düzenin birer unsuru olarak belirdiğini söyledi. İşçilerin rahat çalışabilmesi adına düşünülmüş bu yapılaşmada, halen devam ettirilen kreş fikrinin doğuşu olduğuna; o dönemdeki tasarım fikirlerinin şuanki hayatımızda halen kullanılıyor olması bakımından dikkat çekti. Bu yapılaşmada insanların çalışmalarına ara vererek dinlendikleri bölümlerin üstü kapalı birer hapishane bahçesine benzediği söyledi.

Diğer yandan Ebenezer Howard’ın, tabiri caizse cetvelle çizilmiş organik olmayan ancak bahçeli evler öngören Garden City yaklaşımının yakın zamanlarda ortaya çıkmış olmasına rağmen bu denli farklı olmalarını vurguladı. Ancak bu dönemi anlamamıza yardımcı olacak Ebenezer Howard‘ın "Garden Cities of the World" (yarının bahçe şehirleri) yaklaşımında, yatırımcıları bahçe şehirler kurduklarında çalışanların verimlerinin artacağına, insanca yaşam alanlarında yaşayan insanların işlerini daha iyi yapacaklarına da değinen bir kitap yayınladığının altı çizdi.

Bütün Batılı şehir tasarılarının karşısına Turgut Cansever’in gücünü ontoloji anlayışından alan ve insana bu anlayışa uygun yaşantılar sunan Osmanlı şehri projesi konuldu. Konferansın son ve en önemli kısmını oluşturan bu bölümde Cansever’in çizimleri üzerinden Osmanlı şehri ele alındı. Bu projede insanın araçlara bağlı kalmadan yürüyerek ihtiyacı olan mesafeleri kat edebileceği mahalleler halinde düşünülmüş bir yapılaşma olduğu görsellerle anlatıldı. Her mahalle içinde bulunan dar ve çıkmaz sokakların varlığı mahallenin şehir hayatının dayattığı teşvişten kendini dinleyeni sakinliğini koruyacak bir mekân sunması Batılı şehir tasavvurları karşısında nasıl bir dinginliğe davet ettiği dikkatlere sunuldu. Buna karşın bu yapılaşmada evlerin birbirlerine olan yakınlığına ve her evin kendine özel bahçe alanlarının bulunmasına, bu evlerin konumlarının birbirlerine çapraz olmasına ve evlerin karşısında ağaçların kalmasına buna bağlı olarak da fıtrata uygunluğuna dikkat çekti. Bu yapılaşma önerisi ile mukayese edildiğinde Batı’daki şehir yapılarının tektipliği ve birbirine olan ayırt edilemez benzerliği eleştiri konusu oldu. Bu bağlamda insanın yaşadığı çevre ile varlığı ilişkilendirmesinde kendini tekrar eden yapılar dizisinden daha çok şehirde caddelerde insanın her adımda gördüğü akış, yenileşme ve değişimlerin varlığı idrak noktasında ufuk açan bir yapılaşma ve düzenin öneminden söz etti. Bugünkü yapılaşmaya bakıldığında Osmanlı şehir yapısından çok uzaklaştığımız üzerinde değerlendirmede bulundu.

Fikri temellerinin Batıda atıldığı ancak 19. yüzyılın ikinci çeyreğinden sonra en çok ülkemizde devam ettirilen yüksek katlı bahçesiz binaların varlığına rağmen ümit var konuşan Düzenli; yakın geçmişimizdeki bahçeli ev yapılarından ve Turgut Cansever’in uygulamaya çok yakın planlarından söz etti. Böylece yeni dönemin açılışında siyasi olarak uygun bir ortamda, nitelikli insanlarla; bahçeler ve evlerin bir arada olduğu fıtrata uygun şehirler inşa edebileceğimize inancımızı arttıran bir konferans gerçekleştirildi.

Sevde Esra Yıldız haber verdi
(Dunyabizim.com, 03.11.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.