12 Kasım 2015

Mimari ve mahremiyet


Ev mimârisinde mutlaka mahremiyet tesis edilmelidir, huzur ve sükûn ancak buna bağlıdır. Geleneksel Türk-İslâm evi harem (ev halkı) ve selâmlık (misafir) şeklinde iki bölümde organize edilerek bu şartı sağlamıştır. Yaşadığımız apartmanların ise bu şartı sağladığını söylemek mümkün değildir. Apartmanlarda komşular arasında gerekli mesafe olmadığı gibi olmaması gereken bir yakınlık ve rahatsızlık verecek derecede bir iç içelik vardır. Bu yakınlık da mahremiyete zarar vermektedir. Meselâ günlük ev haliyle/kıyafetiyle sabah eşini, çocuğunu kapıda uğurlayan bir hanım karşı dairenin kapıyı aynı anda açmasıyla çok rahatsız olur. Yine dairelerin bitişikliği ve ses geçirmesi sebebiyle ev içerisinde yaşanan olumlu/olumsuz aile ilişkilerinin ertesi gün komşuların ağzına düşebilmektedir, bunlar da hiç arzu edilen şeyler değildir.

Apartmanlarda bunca fizikî yakınlığa rağmen aileler arasında iyi komşuluklar tesis edilememesinin bir sebebi budur. Daire sahipleri komşuları ile temas dahi kurmak istememektedir. Daire sahipleri bir yanılsamayla kendi bireysel alanı olarak gördüğü yerleri diğer maliklerin de kullanmasına tepki duymaktadır. Çoğu insan içinde anlam veremediği bu rahatsızlığın aslında mahremiyet ihlâli ile ilgili olduğunu anlayamamaktadır.

İnsanların sosyal varlıklar olmalarına ve birlikte yaşamak arzularına rağmen hemen herkesin rahat ve serbest hareket edebileceği müstâkil mekânlara ihtiyacı vardır. İnsanlar ancak müstâkil mekânlarda/vatanlarda hürriyetlerine kavuşurlar ve böyle ortamlarda kendilerini geliştirebilirler. Müstâkil bahçeli evler hem avlu/bahçe gibi açık alanları ve hem kapalı alanları ile fizik mahremiyeti sağlamada ideal çözüm sunarlar.

Semih Akşeker
(Yenisöz, 12.11.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.