29 Kasım 2015

Turgut Cansever: "İstanbul bu şekilde teşkilatlandırılmazsa Türkiye hakkında kararlar başka yerde alınacaktır."


Bakınız bu sözünü ettiğim şey Türkiye'nin geleceğidir. İstanbul bu şekilde teşkilatlandırılmazsa Türkiye hakkında kararlar başka yerde alınacaktır. Bunu gerçekleştirmek Türkiye'ye ve bütün gelecek nesillere karşı vazifemizdir. İstanbul için eski çabaların içinde biri olarak yapılacak çok farklı bir iş var. Halk bunu destekler. Yalnızca yöneticilerin bunu anlayacak bir açık kalpliliğe sahip olmaları gerekiyor. Çok önemli dediğim şey bugün yada yarın için değil ahiret için düşünmek tavrı içinde olmak gerekir.

Bir başka husus arazi kullanımını iyi düzenlemeniz gerekmektedir. Arazi kullanımını şu demek. İskan alanlarını, ticarethaneleri, sanayi tesislerini ve yeşil alanları belirleyen kararların çok sıhhatli olması demektir. Seçimlerden önce bazı arkadaşlarla bir sohbetimiz oldu. Ben yıldız kümesi şeklindeki şehir ile ihtisas şehrinden bahsettim. Şimdi Pendik'i, Küçükçekmece'yi İstanbul merkezine bağlı hale getirirseniz İstanbul'un yoğunluğunu artırırsınız. Eğer yolları genişletirseniz, metro yaparsanız, iyi çalışan bir otobüs ağı kurarsanız bu merkeze gelen insan sayısını artırmaktan başka birşey yapmış olmazsınız. Halbuki bu şehirleri iktisadi ve sosyal açıdan merkezin bağımlılığından çıkarmak gerekmektedir. Bakınız Paris'in etrafına 9 şehir inşa edildi ve büyük bir hata idi. Londra etrafına bazı şehirler inşa edildi aksine Londra'nın merkezini yoğunlaştırdı. Bunu önlemek için iki tedbir biçimi var. Şehir içinde toplanan yoğunlukları bu bölgeleri bağımsızlığa kavuşturacak şekilde başka merkezler vücuda getirerek o merkezlere dağıtmak, ikinci tedbir nüfusun aykırı yerleşmelerini bertaraf edici tedbir almak. Yani İstinye'de çalışan bir insan Kartal'daki kooperatif evlerinde oturmamalı. İstinye'de gecekondulaşmaya fırsat vermeden bu insanlar için konutlar tesis edilmeli. Tabiî bu ilişkileri düzenlemek oldukça zor, ancak imkansız değil. Şimdi İstanbul'un bu şekilde merkezileşmesi Osmanlı'dan itibaren devam edegelen politik merkezileşmenin tam bir devamı şeklindedir. Cumhuriyet dönemi yöneticilerinin halkı kırbaçla adam etme tasavvurlarının bir nevi sonucudur bugünkü İstanbul... Biz 1954'te bir grup arkadaşla "Türkiye'de şehirleşme yıldız kümesi şeklinde olmalıdır" dedik. Bundan sekiz on sene evvel Türkiye'de incelemede bulunan bir grup araştırmacının önerdiği çözümlerden iki tanesinden biri yine yıldız kümesi biçimindeki şehircilik idi. Yıldız kümesi şehir biçiminin bu gün için gerçekleştirildiği tek yöre Orta Avrupa. Almanya'nın federatif yapıya sahip olması, İngiltere ve Fransa'dan aşağı yukarı 50-60 sene sonra sanayileşmeye başlaması ve oralarda olan felaketin farkında olması ayrıca Almanya'nın Napolyon tarafından çiğnenmiş olması dolayısıyla da merkeziyetçi güçlerin tahripkarlığını görmüş olması muhtemelen Almanya'yı yıldız kümesi biçimi şehirciliğe yöneltti.

Eğer önümüzdeki otuz sene zarfında yeni ilaveler yaparak şehirleri yaygınlaştırmak ve yoğunluğu artırmak suretiyle yoğunluğu artan yörelerin sahiplerine menfaat sağlama şeklinde devam edersek bu ülkede insanca yaşamaya hiç imkan kalmayacaktır. Bu yanlış yol devam ettiği sürece Türk ekonomisi çökecektir. Hiç bir yaklaşım bu israfın önüne geçemez. Frankfurt şehri 20 trilyon Türk lirasıyla 20 milyonluk metropolün ulaşım masrafını çözerken biz 10 milyon İstanbulluyu gerçek maliyeti en az 200 trilyon olan harcamaya mahkum ediyorsak, o insanların kendilerini yetiştirmeleri, hayatlarını daha güzel yapmaları, çocuklarına daha fazla ihtimam etmeleri imkanını ellerinden alıyoruz demektir. Bu israfa son vererek bu israfın gerektirdiği kaynaklardan kat kat az kaynaklarla fakat cennet güzelliğinde geniş yerler inşa ederek yıldız kümesi biçimindeki şehirleri gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Bunu en kısa zamanda adeta savaş verircesine Türk toplumuna anlatmak mecburiyetindeyiz ki, bu ülke otuz sene sonra içinde yaşanmayacak bir cehennem haline gelmesin.

Turgut Cansever
(Altınoluk, 1994 Temmuz, Sayı: 101, sf.9)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.