02 Aralık 2015

Tecrübe edinemiyoruz, bari sertifika biriktirelim!


Attığımız her adımda, kat ettiğimiz her aşamada belge almak/belge göstermek zorunda kaldığımız zamanlarda yaşıyoruz.

Öğrenmenin, olgunlaşmanın, tecrübe etmenin yerini sertifika toplamak almış gibi görünüyor. Bir üstadın dizi dibinde oturarak, bir ustanın tezgâhından geçerek bilgi, tecrübe kazanmak geçen yüzyılda kaldı. Toplumsal hayat boşluk kabul etmeyeceğine göre yerini bir şeye bırakmış olmalı. Bir yaşam koçunun mihmandarlığında üç günde uzman, beş günde guru olmak istiyor insanlar. “Beş gün gittim, beşten çıktım” tekerlemesiyle eleştirirlerdi, emek vermeden sonuca odaklanan sebatsız ve sabırsız kimseleri, bizim çocukluğumuzda. Halbuki bugün iki günlük sertifikaları biriktirenler, şirketlerin insan kaynaklarıyla görüşmelerinde göz dolduruyorlar.

Modern hayatın hızı elbette belli bir standartlaşmayı beraberinde getiriyor ve her gün yeni beceriler edinmek zorunda bırakıyor insanları. Bu zorunluluğu zihnimizin arka planında tutarak şu soruyu sorduk bu dosyada:

Eski mesleklere yeni isimler veren sertifika programları, ‘hayatın hedefini ve gayesini’ bulmayı vadeden bir kaç günlük eğitim programları, tecrübeyi, olgunlaşmayı, ustalığı sağlayabilir mi?

Bu sorulara analiz yazılarıyla ve yaptığımız ilginç röportajlarla cevap aradık:

Fatma Barbarosoğlu, İş ilanı/ sabır sebat testi

Osman Bülent Manav, Her yer koç, tarım toplumuna geri mi dönüyoruz?

Nazife Şişman, Küresel kapitalizmde kişisel gelişim eğitimi

Sedefkar Fatma Ayran: “Bu zanaata gönül verdiğimde dokuz yaşındaydım” (Röportaj: Betül Şatır)

Merve Yavuz, Henüz yirmi beş sertifikam var

Aysel Yaşa, Çoban değil, sürü yönetimi elemanı

Ayın içeriğihttp://www.nihayet.com/tum-sayilarimiz/aralik/ayin-icerigi/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.