16 Ocak 2016

Sanallık kalbi öldürüyor


Batı medeniyeti bilinç dışının keşfiyle 1900'lerin başından itibaren 'İnsanın aslı kötü ve kaostur' diyor. Madem aslımız kötüyse biz neyi düzelteceğiz? Ne yapmamız gerekir? İnsanın bu durumunu idrak etmemiz gerekir. Hâlbuki biz İslam ve tasavvufla temas edip bunu anlamaya çalıştığımız zaman Kuran'ı Kerim'de "Biz insanı en güzel şekilde yarattık" hakikati ile karşılaştık. Demek ki bütün teorinin daha temel taşlarından bir tanesinde, insana yaklaşımda hata yapılarak, bu hatalar üzerine bir ekol inşa edilmiş.

İslam'ın iki boyutu vardır. Biri mükellefiyet biri de muhabbet boyutudur. "Benim rahmetim gazabımı aşmıştır" diyor Allahu Teâlâ. Muhabbet boyutundan nasibini almamış kişilere bütün bu söylediklerimiz hiçbir şey ifade etmez. Ama şunu da unutmamak gerekir ki hepimiz elbette mükellefiyet boyutuna da riayet etmekle yükümlüyüz. Ashab-ı muhabbet alanına girmek için de yine psikoloji lazım.

'Ayet'lerle temas insana olumlu, rahmani hâller yaşatıyor yani kalbi uyandırıyor. Mesela derin bir sükûnet/sekine, huşu, ümidin yeniden uyanması/reca, derin bir minnetkârlık-güven/itminan, tüm varlığa yönelik şefkat, muhabbet ve merhamet. Bütün bu latif (inceltilmiş) duyguların merkezi ise 'kalp'. Ve Batı psikolojisi bu 'kalb'i de bilmez.

Demek ki insanın iki algılama merkezi vardır, biri akıl diğeri kalp. Mesela akılla bu güzel manzarayı algılayabilirim. Ne var burada? Deniz, hafif dalga var, iki tane palmiye var, karşıda bir ada var. Ama biraz ince ruhluysam (yani kalbim devreye girerse) bu manzara üzerine bir şiir yazabilirim, bu manzara benim içimde çok başka güzel şeyleri de uyandırır. İşte bu kalbin devreye girmesi demektir. Sanallık kalbi öldürüyor. Bizi ayetlerden koparıyor, ilahi rabıtadan koparıyor, dolayısıyla matrixin içine hapsoluyoruz. Bu da aklınıza gelen bütün patolojileri artırıyor. Ama bu söylediklerimizi anlayabilmek için insanın iki merkezli olduğunu kabul etmek lazım, bunu da bize İslam ve tasavvuf öğretir.

Dr. Mustafa Merter
(Lacivert, 20)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.