03 Şubat 2016

Ö.Tuğrul İnançer - Buluşma Noktası [1. Kısım]


 
- Bendenizin şahit olduğu Konya, Adana, Antep, Tokat, Ankara, Bursa, Kütahya, Afyon gibi şehirlerde perşembe günü akşamı cuma gecesini ilan eden yatsı namazından önce sala okunuyor. İstanbul'da okunmuyor. Nedenini bilmiyorum. Çok da şaşmıyorum. Çünkü bu millet dinine sahip çıkmakta noksan davranıyor. Çünkü din, bir yaşam kurumu olmaktan çıkarılmış, ibadet ritüellerini yerine getirilmesiyle yetinilen, tapınma dini hâline indirgenmiş. Dolayısıyla din-i mübin-i İslâm; evde seccadenin üstüne, ev dışında cami duvarları arasına ve vakit itibariyle de Ramazan ayı ve bazı mübarek gecelere sıkıştırılmış. Hayatında içinde din, yeterince yok. Ferdî olarak var olması yetmez.

- 1932'den 1950'ye kadar Türkiye'nin tamamında ezan okutulmadı. Buna da bir tepki vermedi bu topluluk. Millet diyemeyeceğim, kusura bakmayın. Böyle bir eksikliğe tepki vermeyen insan toplumunun adı millet değildir. Ağır oldu? Ağır oldu mu hafif oldu mu ona bakma! Doğru mu yanlış mı ona bak!

- Bakma sen her şeye rağmen tenkit ederiz falan ama başkasına da laf söyletmeyiz. Millet-i azîmedir Türk Milleti ve Efendimiz Hazretlerine en büyük tazimkâr Müslüman topluluğu Türklerdir. Efendimize yazılan kasaidin ve naatların %65'i Türkçedir veya Türkler tarafından yazılmıştır.

- Hz. Mevlânâ Türktür. Özbeöz Türk'tür. Maveraünnehr Farsçası, Horasan Farçasıyla yazmıştır, yabancı dille yazmamıştır, bunu da bilmiyorlar. Türkler Farsça konuşurlardı. Hâlâ Merv'de, Herat'ta...

- Fütuhat-ı İslamiyye bayraktarlığı Emeviler'in biraz Kuzey Afrika'daki fetihlerinden sonra asırlardır Türklerin elindedir. Bütün Hindistan, Gazneli Mahmud Hazretleri ve Babür Şah'la Müslüman olmuştur. Bütün Rumeli Türklerle... Babür, çok önemli bir Türk şahıdır. Onun Babürnâmesi bir Türkçe şaheseridir. Toplumumuz bu değerlerinden haberdar olmadığı için bunları mutlaka her fırsatta ortaya koymak lâzım. Bu toplum, tercümeler üzerine hüküm bina ediyor.

- Dükkanlarda yazar: Er-rızku al'allah. Altında yazar: Rızk Allah'tandır. Yanlış. Biraz Arapça bilseler; al'allah, Allah'tadır. Rızk Allah'tadır ile Rızk Allah'tandır arasında çok ciddi fark var. Rızk Allah'tan değildir, Rızk Allah'tadır. İstediğine verir. Çalışmakla rızk elde edilseydi... Rızkı yalnız para kazanmak ve bedeni beslemek zannediyoruz. İyi bir eş, zevce; en hayırlı rızktır. Hayırlı ve meşrebi uygun evlat; en büyük rızktır. Salih arkadaş, iyi öğretmen, bunların hepsi rızktır. Biz hep yemek içmek, aklımız fikrimiz orada. Mideden bağlılık, bütün mahlukatta vardır. İnsanı sair mahlukattan üstün kılan şeyler, talepleridir.

- Paşa elbisesi giymekle paşa olunmaz.

- İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alân nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen). Allah ve meleklerinin salat etmekte oldukları, övmekte oldukları Hz.Peygamber'e kulların bu işi yapması, halifettullah olan insanların, Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanması demektir. Çünkü her insan Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmalıdır.

- Her konuştuğumuz şeye, Kur'an'dan delil, hadisten delil arayanlar delidir. Sabah namazını kaç rekat kılıyorsun? Öğleni? Akşamı? Niye? Kur'an'da göster. Niçin evvela secdeye gidip sonra rükû etmiyorsun? Secdeye başını bir defa koymuyorsun, iki defa koyuyorsun. Nerede yazıyor? Sen, dinin direği olan, Kur'an-ı Kerim'de pek çok yerde geçen namazın kılınmasını bile Kur'an-ı Kerim'den öğrenemezsin. Ayrıca kimin haddine ki Kur'an-ı azimuşşanı namaz hocası seviyesine indirgemek? Her şey Kur'an-ı Kerim'den öğrenilmez. Çünkü Allah insana, insandan tecelli eder. Kitaptan değil, ateşten değil. Biz musevî değiliz, isevî değiliz, Muhammedîyiz.

- "Size bakıp, hareketlerinize bakıp Müslümanlığa özenenler yoksa, imanınızı gözden geçirin" buyuruyor efendimiz. Ben elhamdülillah Müslümanım. "La ilahe İllallah Muhammedun Resulüllah" diyenlerdenim. Yapabildiği kadarıyla yapmaya gayret edenlerdenim. Ama, bir Müslüman dünyasına bakıp da Müslüman olmaya özenmiyorum. Dolayısıyla "Müslümanlar niye böyle?" diye bazen suale maruz kalıyoruz, benim cevabım hep tek: Müslüman oldukları zaman düzelirler.

- Misafire kahve içer misin diye sorulmaz? Orta bir terbiye, "Nasıl içersiniz?" diye sorar. İnce terbiye, dört tane kahve getirir. "Efendim bu sade, bu az şekerli, bu orta, bu çok şekerli. Hangisini tercih buyurursunuz?" diye ikram eder. Bu derviş terbiyesidir. Dergâhlara ilk misafir gelen şeyh efendi ya da bir devlet adamına daima dört kahve çıkarılır. Müslümanlık zaten ince insanlıktır. Biz insanlığımızı kaybettik. Müslümanlığa daha sıra gelmedi. Allahu ekber diyor el bombası atıyor. Kime? "La ilahe İllallah Muhammedun Resulüllah" diyene.

- Bugün Avrupa medeniyeti diye hayran olunan zenginlik medeniyet değildir. O zenginliğin kaynağı hırsızlıktır. Dünyanın en büyük elması, Kuh-i-Nur elmasıdır. Ondan sonra da Bahr-i Nur elması gelir. Elmastan anlayanlar bilir. O Hz. Google'a soruyorlar ya her şeyi, Kuh-i-Nur elmasına baksın aziz izleyicilerimiz. Hâlen İngiltere mali hazinesindedir, İngiltere kraliyet hazinesindedir, İngiliz kraliçesinin tacındadır diye muhtelif yanlış bilgiler var. Doğrusu, kraliçesinin tacındadır ve kaynağı Hindistan'dır der. Hindistan'ın neresi, yazmaz. Ben söyleyeyim. Delhi'de en az Agra'daki Tac Mahal kadar yüksek bir sanat eseri olan Hümâyun Şah'ın kabri vardır. Kabri ve türbesi. Malum bu avizelerde taşların veya yüzüklerin takılı olduğu şeye tırnak denir. Büyük bir avize vardır ve o avizenin en alt tırnağı boştur. Çünkü Kuh-i-Nur elması oradaydı, oradan İngilizler çaldı. Utanmadan da kraliçelerinin, krallarının tacına koydular... Belçika kralı I. Leopold, otomotiv sanayi başlayınca... Kongo, Belçika'nın 18 misli büyüklükte bir yerdir. Kongo, Belçika'nın müstemlekesidir. Belçika kralı I. Leopold'un genelgesi vardır: Her köy nüfus başına, günde 3 kilo 5 kilo o hatırımda değil, kauçuk ham maddesi getirmezse o köyün ahalisinin burunları ve kulakları kesilecektir diye. Burnu ve kulağı kesik birçok adam vardır. 1954'e gel: Cezayir'de Fransız işgaline direnen Müslümanların yakalananlarından bazılarının burun ve kulakları kesilmiştir. Fotoğrafı var. Benim arşivimde var. Bir Fransız gazetesinde de var. Hırsızdır bunlar, hırsız. Ufacık Hollanda'nın Endonezya'da ne işi var? Medeniyet götürüyorlar. Irak'a da götüreceklerdi. En evvel yaptıkları iş Bağdat müzesini talan ettiler. Hırsızlıkla elde edilen maddi varlığın adı medeniyet değildir.

- "Efendim Kur'an-ı Mübin açıktır.".  Doğru, açıktır. Senin gönlün ne kadar açıksa o kadar açıktır. Senin kalbin, gönlün, ufkun, beynin, aklın, idrakin, irfanın, ilmin ne kadar açıksa; Kur'an-ı Kerim sana o kadar açıktır.

- Rahmet-i ilâhiden insanı, daha doğrusu mahluku kovduran şey günah değildir; edepsizliktir.

- Nefse en büyük zulüm, Allah'ın emirlerini dinlememektir.

- Yavrusuna hizmet etmek, yardım etmek değil de idare etmek, tiranlık taslamak isteyen her ana; deniz anasıdır. Analar babalar yavrularının sahibi değildirler. Yavrular, analarının babalarının kölesi değildirler. İki de bir "Hakkımı helal etmem" tehdidi savuranlar, analık yapıyor zannetmesinler kendilerini.

- İslâm'da edeb, amelden üstündür.

- Efendimizi üzen, Allah'ı üzer. Men yutiır resûle fe kad atâallâhKim Resûl'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Buradaki itaat kelimesini kaldır, istediğin kelimeyi kavramı koy, formül değişmez. Zaten bu formülü bünyeleştiren kişiler de şaşılıktan kurtulur.

Ö. Tuğrul İnançer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.