04 Şubat 2016

Ö.Tuğrul İnançer - Buluşma Noktası [2. Kısım]



- Makamı mekandan ayırmak lâzımdır. İnsanın bedeni, insanın hem mekanı hem makamıdır. Her şey bu bedenle yapılır. Bu beden zaman içinde eskir, dünyadaki işi bitince aslına döner. Yani yaratılma maddesine.

- Kainattaki ilk materyalist, en kıdemli materyalist şeytandır.

- Osmanlı Devleti, bir Avrupa devletidir. İlber hocaya sorabilirler. Dolayısıyla Rumeli kazaskeri, Anadolu kazaskerinden üstündür. İşte rumeli kazaskerliğini fiilen de yapmış olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin hat olarak büyük levhalar halinde, hilye-i saadetleri var. O hilye-i saadetlerin göbek altında genellikle "Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn" (Seni Biz âlemlere rahmet olarak gönderdik) ayet-i şerifi yazar. Ama bazen de "Levlake levlake lemâ halaktü'l-eflâk" (Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) yazar. Kazaskerin üç tane hilye-i şerifi var ben gördüm, "Levlake levlake lemâ halaktü'l-eflâk" yazıyor. Öyle bir âlim adam, onun kazaskerliği zamanında devletin sınırı Bosna'dan Basra'ya... Bunların içinde bir sürü âlim var. Medine, Mekke, Kahire bizim hep onlar. Topa koyarlar. Şimdi bir takım insanlar çıkıyor bu hadis vardı da yoktu da diye münakaşa ediyor. Ben zamanımızın nevzuhurlarına bakmam, tarihe ismini yazdırmış âlimlere bakarım. Onun için "Levlake levlake lemâ halaktü'l-eflâk" hadis-i kudsisi vardır.

- Yunus aleyhisselâmın balıktan kurtulması, İbrahim aleyhisselâmın ateşten kurtulması, Nuh aleyhisselâmın sudan kurtulması... Daha sayayım mı? Bunların hepsi nur-u muhammediyye'ye yaptıkları dua iledir. "Vesile yoktur" diye Muhammed bin Abdülvahhab kitabına yazmış. Şunu bilmiyorlar; bizzat kendi kardeşi Süleyman bin Abdülvahhab bu kalınlıkta bir kitap yazmıştır, bu vehhabilerin reisi olan kardeşinin fikirlerinin fikir olmayıp saçmalık olduğuna dair. Selefilik vesaire diyorlar, biz Selef-i salihinin ne olduğunu biliriz. Hepsinin ayağının tozunun yoluyuz. Selef-i salihin olmak başka şeydir, bir bedevi baldırıçıplak arap kabilesinin adetlerini din diye ortaya koymak başka şeydir.

- Hadisleri inkar etmek modaymış. Modaya bakarsan bu toplum "Sarığı çıkarıp fes giymeyiz" diye Sultan Mahmud'a isyan etmiştir, çok kafa kesilmiştir. Yüz sene sonra şapka inkılabında da kafa kesilmiştir, "Fesi çıkarmayız, şapka giymeyiz" diyenlere. Moda böyle bir şeydir. Hiç itibar edilecek bir şey değildir. Fransız lügatında karşılığı, geçici âdettir. Latince bir kelimedir, Fransızlar kullanırlar, bize de onlardan geçmiştir.

- Hadis-i Nebeviyye'de ne buyruluyor? "Dualar semâda asılı kalır. Ne zaman ki duada benim ismim, vasfım, sıfatım zikredilir, o zaman Allah katına ulaşır.". Cep telefonunda yazdın yazıyı, mail adresini de yazdın, düğmeye basmadın. O düğme Muhammed Mustafa'nın ismi, resmi, vasfıdır. Kendi söylüyor, "Semâda asılı kalır" diyor. Allah katına ulaşması için mutlaka Risalet-Penahın zikredilmesi lâzım. Kabul edip edilmemek? Onun için ayrıca yalvarılır. Ayrıca Hz. Ömer mi çok bilir, şimdiki zevat mı çok bilir? Bir kere Ashab. "Peygamberlik benimle bitmeseydi Ömer peygamber olurdu" iltifatına mazhar olmuş bir zat. Tarifi lisana sığmaz. Kendi zamanında kuraklık olduğunda yağmur duasına çıkıyor. Hz. Abbas, Efendimizin amcasını yağmur duasında mutlaka yanına alıyor. Hz. Ömer (r.a) Efendimiz, Hz. Abbas (r.a) Efendimizi sağına alıyor, elini tutuyor onun. "Yarabbi! Bu Resulullah'ın amcasıdır, bunun hatırı için bize yağmur ver!" diyor. "Vesile yok" diyorlar. Allah Allah. Hz. Ömer mi biliyor, bunlar mı biliyor? Nasıl yokmuş? "Ama türbeden olmaz.". Sen türbedekini ölü zannediyorsan, sen evvela kendi beynini dirilt. "Allah yolunda ölenlere, ölü demeyiniz" ayetinin nail olduğu zat, Aleyhissalatu vesselâm başta olmak üzere, Allah yolunda ölenler, ölü müdür? Ama burada cenab-ı hakkın bize çok güzel bir nimeti, lütfu var. "Onlar benim indimde rızıklandırılırlar (Ve lâkin lâ teş’urûn), sizin buna şuurunuz yetmez" diyor. Daha açık söyleyeyim: Allah-ı zülcelâl külhanbeyi ağzıyla "Sizin aklınız basmaz arkadaş" diyor, biz hâlâ "basar" diyoruz. Ya Allah'ın dediği mi olacak bizim dediğimiz mi olacak? "Ve lâkin lâ teş’urûn" demek, "Sizin aklınız yetmez" demek. "Benim indimde rızıklandırılarlar", ölenlerden bahsediyor. Rızk ne? Bu rızkın içine tahsili sırasında, tahsili yarım kalıp ölenler de dahildir, onların tahsilleri tamamlandırılır. Seyr-i süluku yarım kalanlar da tamamlandırılır. Bana inanmayan İbn-i Arabi Hazretlerine baksın. İbn-i Arabi'yi de anlamazlarmış. E canım İbn-i Arabi de o kadar ucuz mu? Herkes mi anlasın kardeşim? Herkes mi anlasın?

- Biz bütün bu sıkıntılardan kurtulmanın yegane yolunun Efendimize yaklaşmak olduğunu bir kere daha tekrarlayalım ve şunu bilelim ki biz ona bir adım atarsak, o bize en az on adım atar.

Ö. Tuğrul İnançer

Ayrıca bkz[1. Kısım]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.