29 Şubat 2016

Tarikat turşu değildir, kurulmaz


Dinsiz kültür, kültürsüz din olmaz. Evvela bunu bilmemiz lazım. Bu bir gerçek olduğuna göre kılık kıyafet de kültüre dahildir. Ancak tasavvuf ekollerinin kıyafetleri bazılarının zannettiği gibi la-alettayin bir ayırım değildir. Hepsinin manevi bir sebebi vardır. Bunların da açıklanması umuma olmaz. Ancak ehil olanlara açıklanır. Bütün tarikat başlıkları 4 terklidir. Her şeyden önce başlıklar çok önemlidir tarikat kıyafetlerinde. Bütün tasavvuf ekollerinin yani tarikatlerin başlarına giydikleri bir genel kıyafet vardır; buna arakiyye veya takke denir. Bir de özel olarak o ekolün başlığı vardır. Ama bütün bu başlıkların hepsinin kaynağı Veysel Karani Hazretleri’ne Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin, Hz. Ali vasıtasıyla bıraktığı emanetlerden biri olan kalçın-ı şerif yani bugünkü manada ayakkabı. Hazreti Veysel, Rasulullah Efendimiz Hazretleri’nin ayakkabısının sağ tekini alıp dörde ayırmış. Birbirinden kopararak değil, yine aralarında rabıta olarak. O dördü dört parçadan artık ayak girecek gibi değil de başa geçecek şekilde başına giymiş. Yani 4 parçadan ibaret Efendimiz Hazretleri’nin ayakkabısını başına giymiş. İşte bu hatıradan hareket ederek bütün tarikat başlıkları 4 terklidir yani 4 parçadır. O parçaların herbirine terk adı verilir. Parça manasında. Zaman içinde bu 4 terke birtakım süsler, birtakım özellikler gelmiş. Ama bu 4 esas hep devam etmiş. Şimdi bazıları diyecekler ki pek çok tarikat başlığı 12 dilimlidir, bu ne demek. Her şeyden önce hiçbir tarikat başlığı -tac-ı şerif ve takke- 12 imamla alakalı değildir. Çünki bütün turuk-ı aliyye ehli sünnet vel cemaat akidesine bağlıdır. Gerek itikadda gerek amelde ehli sünnet vel cemaattendir. Dolayısıyla 12 imam temsil edilmez.

Bir yuvarlağı dörde böldükten sonra o dördün üzerine birer tane selvi işareti yapsak ki ilk yapanlar Kâdirî ve Nakşîlerdir. Daha doğrusu Yesevîlerde başlamıştır 4 terkede süs yapmak. O selvilerin de iki ucunu merkeze bir çizgiyle birleştirdiğiniz zaman zaten 12 dilim olur. 13 rakamının uğursuzluğu Hristiyan itikadı olmasına rağmen ne yazık ki Müslümanların arasına da girmiştir. 13’ün veya herhangi bir rakamın uğurla, uğursuzlukla, hayırla, şerle alakasının olmadığının, 'hayrihi ve şerrihi minallahi teala' kaidesine muhalif olduğunun vurgulanması için Aziz Mahmud Hüdai Efendimiz tac-ı şerifini 13 dilimli yaptırmıştır.

Fakat kufi yazıyla 'lailahe illallah' yazısının eliflerini bir merkezde toplayacak şekilde uzatırsak ve yazılar girmeksizin o uzantıların etrafını bir daire ile çevirirsek, her bir terkte beş tane dilim gibi olur. Bu genellikle Halvetî taclarıdır. Bazıları 'lailahe illallah ya Allah' gibi olursa o zaman 8 oluklu olur. Bazıları, mesela Uşşakîler, o tac-ı şerifin üzerine bir düğme koyarlar. Uşşakî olduğunu belirtir. Onların tabi sebepleri var. Abdülbakî Gölpınarlı’nın kitabında yazdığı gibi bir düğme ilavesiyle tarikat kurulmaz. Zaten tarikat turşu değildir, kurulmaz.

Hasılı şimdiki gibi bir üniforma giyimi eskiden yoktur. İnsanlar müntesib oldukları meslek ve maneviyyatı belli ederler. En azından o mesleğin gereğine ve o manevi yolun gereğine uygun hareket etme terbiyesi alırlar.

Ö. Tuğrul İnançer
(Dunyabizim.com, 20.02.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.