27 Mart 2016

Amel Defteri


Rivayetlere bakılırsa ok-umak karşı tarafa, birine barış için, anlaşmak adına ok göndermek, ok atmak demekmiş. Okuyan insan ne yaptığının bir miktar farkında ise kendi içinde ve dışındaki kargaşanın, tereddütlerin, acıların, sevinçlerin, savaşın niçin olduğunu anlamaya, neden böyle cereyan ettiğini çözmeye çalışıyor demektir. Sulh ve sükûna erişme hayali peşinde, ok işaretleri istikametinde koşacak yahut sonsuz bir cehde, bir ictihada, bir cihada kendini hazırlayacak, savaş ve barış için ok torbasını dolduracaktır.

Yine rivayetlere bakılırsa yaz-mak da günah işlemek demekmiş. Hatasız, günahsız kul olmaz çünkü. Yazık, yazgı, yazıklanmak da oradan geliyormuş. Ama “söz uçar yazı kalır” atasözünü unutmayalım. Yazmak okuduklarını kendine mal etmek, okumayı bir üst seviyeye çıkarmak hatta onlara müsbet katkılarda bulunmaktır dense sezadır.

İradî Amel Defterleri de böyle doluyor olmalı.

İsmail Kara, Amel Defteri
Dergâh Yayınları, 310 Sayfa, 20 TL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.