18 Mart 2016

Çevre tahribi karşısında Müslüman tavrı


Ahlâk tek başına çevre tahribatını önlemeye yetmiyor…

Meselâ bir müslüman suçsuz bir mâsumun öldürülmesini büyük günah bilir, lâkin milyonlarca bitki ve hayvanın bir yatırım uğruna yok edilmesinde hiçbir mahsur görmez. Koca iş makinesi bir araziye girer, hayvan yuvalarını dağıtır, bitki köklerini parçalar atar da kimsenin kılı kıpırdamaz.

Bir müslüman darp ve yaralamayı günah bilir ama milyonlarca ağacın otoyol yapımı için kesilip yok edilmesini umursamaz.

Bir müslüman duman/uyuşturucu kullanmayı haram bilir ama zehirli dumanlar saçarak astım, koah ve kansere yol açan termik santrallerin günah olabileceğini aklına getirmez.

Yine bir müslüman birkaç baklavalık hırsızlığı büyük bir günah bilir ama kıyıların boydan boya turistik özel mülkiyet haline getirilmesini hırsızlık olarak kabûl etmez.

Bir müslüman kendi tarlasının sınırları için silah çeker, adam vurur ama milyonlarca dönüm tarım arazisinin yokedilmesine ses çıkarmaz.

Çevre tahrip oluyormuş… denizler kirleniyormuş… tarım arazileri yok oluyormuş… kimsenin umurunda olmaz.

İslâm âlimleri çevre konusunda fıkhî/içtihâdî seviyede bir karar almadıkça müslümanların tavırlarını değiştirebileceklerine ve düzeltebileceklerine ihtimal vermiyorum. Nedenine gelince;

Müslüman zihin tâbiin dönemi ile birlikte başından itibaren “fıkıh” merkezli inşa edilmiştir. Fıkıh ve mezhep müslüman nezdinde herşeyden daha çok önem kazanmıştır. Mezhepler ile ilm-i hâl kitapları müslümanların başucu kitabı haline gelmiştir. Bu bir tespittir, tenkit değil, yanlış anlaşılmak istemem. Müslümanlar bir mesele hakkında ilm-i hâl kitaplarında karşılaşmışlarsa onu emir telâkki etmişler yer almamışsa onu yok hükmünde saymışlardır.

Müslümanların çevre tahribine aldırmamalarının nedeni konunun ilm-i hâl kitaplarında yer almayışıdır. “Fıkıh” müslümanlar nezdinde tek referans kaynağı olarak kabûl edilince haliyle çevrenin korunmasına yönelik rivayetler birer “emir” değil “tavsiye” olarak anlaşılmaktadır.

Ahlâk, Tavsiye ve Nasihat ise biz ahirzaman müslümanlarına yetmiyor.

Biz müslümanları ancak haram ve günâh dizginlemektedir…

Semih Akşeker
(Yenisöz, 17.06.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.