04 Mart 2016

Kadim şehirlerimiz ve mahallelerimiz katledilmektedir

Bursa, 1900'lerin başı.
Turgut Cansever'in en çok ilham aldığı şehir hiç şüphesiz ki Bursa. Buradaki evler, sokaklar, doğa ile insan arasındaki ilişki, camiler, tekkeler, sanayi alanları Cansever'in şehir düşüncesinde haklı bir paya sahip. 1928'e kadar Bursa'da mahalleli mahallesini kendi yönetmiştir. 1928'de çıkan kanunla bu hak Bursa halkının elinden alınmış ve halk artık muhtarını, tamircisini, çöpçüsünü kendi seçemeyeceği için üzülmüştür. Buna rağmen mahalleli, şehrini koruyup kollamıştır. Haşim İşçan'ın Bursa valisiyken oradaki çınar ağaçlarını "şehri köy hâline getiriyor" gerekçesiyle biçmek istemesine karşın halkın üç gün üç gece hiç uyumadan direndiğini anlatır Cansever. "Yani, Setbaşı Mahallesi, Yeşil Cami'deki çınarın kesilmesine 'bana ne' demedi" der. Bugün "bana ne" diyen bir toplumuz. Çeşmelerimizin ortadan kaybolması, asırlık camilerin yanına yüz katlık binaların inşa edilmesi, geleceğe taşıyabileceğimiz tek ücretsiz miras olan doğayı köprüler ve yollar uğruna feda etmemiz Cansever'e göre de "hesap günü" işimizi oldukça zorlaştıracak. Milletimiz artık bu bilinci kaybetmiştir.

III. Ahmed Çeşmesi yapıldığında İstanbul halkı sarayın kapılarına dayanıp "bu ne görgüsüzlük" demiştir. Bu bir Türk mimari, estetik, ahlakî cür'etidir. Son derece de haklıdır. Kimi tepkiler karşısında saray hiçbir şey yapamamıştır çünkü mal da mülk de Allah'ındır. İnsan ise bu mal ile mülkün bekçisidir. Sadece yeri de göğü koruyup kollamak da halkın görevidir. Yöneticiler buldukları her yere "sahiplik" bilinciyle yaklaşarak kadim şehirlerimizi ve mahallelerimizi maalesef katletmişlerdir ve bu el'an devam etmektedir.

Yağız Gönüler
(Dunyabizim.com, 03.03.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.