07 Mart 2016

Kamil mürşid nasıl bulunur, vasfı nelerdir?

Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri

Sadettin Ökten Bey de, Kara Baba Dergâhı’ndaki bir sohbette, muhterem babaları Celal Hoca lakaplı Celalettin Ökten Hoca Efendi’nin intisap hikâyesini şöyle nakletmişler idi: Celalettin Ökten Hoca, Karagümrük Cerrahi Asitanesi şeyhi Fahrettin Efendi ile çocukluk arkadaşı olup, beraber büyümüşler. Fahrettin Efendi, bir türlü şeyh beğenip de intisap edemeyen Celal Hoca’ya, “Ya Celal, sen de kimseyi beğenmiyorsun, korkarım sonunda benim gibi birine kalacaksın” diye takılır, birlikte gülüşürler imiş.

Celal Hoca, hakikaten kimseye intisap edemez. Bir dönem Kenan Rufai’den Fransızca dersleri alır. Kenan Rufai’nin oğlu Kazım Büyükarsoy’a Arapça dersleri verir. Bu vesile ile sürekli dergâha girip çıktığı halde intisap etmez. Daha sonra Abdulhakim Arvasi Hazretleri’nin sohbetlerine devam eder. Bir sabah, Abdulhakim Efendi’nin Eyüp Sultan Camii’ndeki hadis dersini dinlemeye gider. Görünmemek kastı ile, bir direğin arkasına gizlenerek oturur. Kafasında, her zaman olduğu gibi, “kâmil mürşit nasıl bulunur, vasıfları nelerdir” mevzuu bulunmaktadır. Abdulhakim Efendi kürsüye çıkar, önündeki hadis kitabını kapatır; “Bugün hadis dersimize ara veriyoruz. Hususi bir konumuz var; kâmil mürşit nasıl bulunur ve vasıfları nelerdir, bunu anlatacağız” dedikten sonra; “Celal Hoca! Çık direğin arkasından, bu konu senin ile ilgili” diye seslenir. Bu hadiseye rağmen Celal Hoca, Abdulhakim Arvasi Hazretleri’ne intisap edemez.

Fahreddin Efendi [k.s]
Ne zaman ki tekkelerin kapatılması kararı çıkar, Celal Hoca da soluğu Fahrettin Efendi’nin yanında alır. Fahrettin Efendi’ye intisap eder. Ancak intisap ederken bir şart koşar; “Ben devrana falan kalkıp dönmem” der. Fahrettin Efendi bu şartı kabul eder. Fahrettin Efendi ve ihvanı, o dönem asitane kapalı olduğundan, polis takibinden kurtulmak amacıyla, sapa ve ıssız bir yerde kalan Eyüp Nişanca’sındaki Murad Münzevi Dergâhı’nda toplanmaktadır. Fahrettin Efendi her devrana kalktıklarında, Celal Hoca’nın elinden tutup meydanda şöyle bir kez döndürür, sonra tekrar yerine oturtur. Bu usul böylece gider.

Gönül bağı, ezelde takdir edilmiş bir yazgıdır dedik. Bu yazgının açılması arayıştadır. Bulmaktan daha önemlisi arayış halinde olmaktır, çünkü arayışın kendisi bulmaktır. Arayış, istidatın sesi hiç kesilmeyen feryadıdır. Kendi istidatının sesini duyan, bu sese kulak veren herkes, aradığını bulacaktır. Adı ister hoca, ister usta, ister mürşit olsun, adı ne olursa olsun, aradığını mutlaka bulacaktır.

Yetkin İlker Jandar
(Dunyabizim.com, 09.01.2013)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.