28 Mart 2016

Modern insanın sağırlığı başka bir sağırlık


Allah'ın ahsen-i takvim'de yarattığı insanın, bezm-i elest'te “elestu birabbikum (ben senin Rabbin değil miyim)?” hitâbı ilâhîsini işittiği an, insanoğlunun varlığının anlamının kendisine hatırlatıldığı bir hitab ve soru ve varlık âleminde hiç şüphesiz duyabileceği en mükemmel sestir. Bu ses, yani “Elestu birabbikum?” hitâb-ı ilâhîsi, insanoğlunun kulağına çok hassas bir akordun çekildiği ya da çekilmiş olan akordun test edildiği, teknik tâbirle “sound check”inin yapıldığı bir hitab olmalıdır ki hitabların en mükemmeli, en güzeli, en etkileyicisi olmalıdır. Elest bezminde ruhlara “Elestu birabbikum?” diye sorulup bu soruya “Belâ” cevabı verildikten ve insanın hem ruhuna, hem kulağına hitâb-ı ilâhî ile hassas bir akord çekildikten sonra dünyaya gönderilen insanoğlunun bu hassas akordu, şeytanın çıkardığı gürültü patırtı yani kakofoni ile epey bozuldu. Şeytanın kakofonisi, insanların çoğuna Allah'ın yarattığı eşsiz aheng ve güzellikteki senfoniden daha güzel gelmiş olmalı ki, bezm-i elest akordu veya ilâhî akord ile hassas bir şekilde akord edilen kulaklar güzel olanı dinlemeyi terkedip, şeytanın kendilerine güzel gösterdiği veya süslediği kakofoniye kapıldılar.

İnsan neden seslerin en güzelini unutur, ya da ona seslerin en güzelini unutturan şey nedir? Dünya unutma yeri midir?

İçinde yaşadığımız modern zamanlarda insanın akordu bozulduğu gibi, kulakları da sağır olmaya başladı. Sağırlık ve akord bozukluğu zaten birbirinin sebebi olabilir. Bu sağırlık Beethoven sağırlığı değil ne yazık ki! Keşke modern insanın sağırlığı, Beethoven sağırlığı gibi bir sağırlık olsa. Beethoven'in sağırlığı tamamen fiziki ve kulak arızası ile ilgili bir sağırlık. Ama Beethoven, sağır kulaklarına rağmen dokuzuncu senfoni gibi müthiş bir eseri besteleyecek kadar da duyarlı. Modern insanın sağırlığı başka bir sağırlık… duyarsızlık. Ancak, eleştirip durduğumuz bu modern insan belki içine düştüğü modernlik çukurunda sadece duyma hassasını değil, başka insanî hassalarını da kaybediyor. Asıl düşündürücü olan, modern zamanların, pek azı müstesna Müslümanlarının da eleştirdiğimiz modern insan gibi, bazı hassalarını kaybediyor olması. Oysa bezm-i elest'te işittiği hitâb-ı ilâhîyi unutmaması ve ilâhî akordunu da kaybetmemesi ya da modern zamanların yıpratıcılığından en az hasar görmesi gereken yegâne kişilik, “Müslüman insan” olmalı.

Yalçın Çetinkaya
(Yenişafak, 13.03.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.