07 Mart 2016

Modern zamanlarda rüya gör(ebil)mek


Yeniyi merak etmek başka, yeniye müptela, esir olmak başkadır. Modern insan kendine yeni gibi sunulan her şeyi ihtiyaç kabul etmekte ve bunu bir alışkanlık, olmazsa olmaz hâline getirmektedir. Kapitalist sistemi kendi içinde yepyeni boyutlarıyla yaşayan modern insan, güncelin peşinden koşmakta ve kendini tüketmektedir. Günümüzde “tükenmişlik sendromu” olarak adlandırılan psikolojik hastalık, insanın ruhaniyetini kaybetmesinin bir sonucudur. İnsan bir ruha sahip olduğunu unuttukça nefsinin kölesi olur. Nefsinin kölesi olan insan için bilhassa teknolojinin ürettiği bir çok şey ihtiyaçtır. Hepsine ihtiyacı olduğunu düşünen insan borçtan borca, taksitten takside, mağazadan mağazaya koşturmakta, yorulmakta ve maneviyatını yok etmektedir. Bu insanın vereceği emek ve üreteceği ürün de şüphesiz kendi gibi olacaktır; dijital, hissiz ve maddî.

İşte bu maddî ortamda “sözü doğru olmak” çok yüksek bir maneviyatın elde edebileceği bir güçtür ve peşinden salih rüyalar gelir. Çünkü Resûlullah (a.s) “Sâlih rüyayı sâlih kişi görür” ve “Sözü doğru olanın, sadık kimselerin rüyası da doğru çıkar.” demiştir. İbn-i Haldun rüyayı “Ruhani bir şey olup uykuda iken insani olan ruhun, manalar âlemine dalması sonunda gaibten kendisine akseden varlıkların şekil ve suretini bir anda görmesinden ibarettir” diyerek tarif etmiştir.

Efendimiz “En sâdık rüya seher vakitlerinde görülen rüyadır” [Tirmizî, Rü’ya 3] buyurmuştur. Seher vakti öten bülbüllerden haberimiz olmalı. Şifayı hayallerde değil rüyalarda aramalı.

Yağız Gönüler
(Darkafalar.com, 06.03.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.