12 Nisan 2016

Biz tarihi merkez anlayışından tarihi kent anlayışına geçtik

Fotoğraf : Kemal Soğukdere
Mimar Alessandro Caudo, Roma Belediyesi’nde meclis üyesi. Caudo, belediyede kentsel dönüşümden sorumlu. Bütün günü Roma haritalarıyla geçiyor. Alessandro Caudo ile Roma’daki imar mevzuatlarını ve tarihi binaları, alanları korumak için neler yapıldığı konuştuk.

Roma tarihi merkezi korumak için ne tür mevzuatlar uygulanıyor?
Roma tarihi sadece Roma İmparatorluğu’ndan ibaret değil. Dolayısıyla biz tarihi merkezi, kronolojik olarak üç ayrı kısma ayırarak derecelendirdik. Birinci derece 5. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar olan yapıları, ikinci derece bu tarihten 1800-1900’lere kadar olan yapıları, üçüncü derece de Mussolini’nin yaptırdığı Eur (merkeze 8 kilometre) semti gibi 1930-40’larda inşa edilen yapıları içeren bölgeleri kapsıyor.

Bu bölgelerde farklı uygulamalar mı var?
Birinci bölge süper koruma altında ve en üst düzeyde uygulanan mevzuatlar burada. Burada asla esneme yok. İkinci bölgede mevzuatlar çok az esnetilirken, üçüncüsünde daha esnek davranılabiliyor. Birinci derecedeki bölgede sadece restorasyon çalışmaları yapılabiliyor, yeni bir bina inşa etmek ya da üzerine kat çıkmak mümkün değildir. Her üç derece bölgede, asla bir binayı yıkıp yenisini yapamıyorsunuz. Yani “Bu binayı artık beğenmiyorum, yenisini yapmak istiyorum” deme şansınız yok. İkinci bölgede de asla bir binaya kat falan çıkamıyorsunuz. İkinci bölgede iki bina birbirine yapışıktır ve onları birleştirmek için içeriden bir merdivenle birbirlerine bağlayabilirsiniz mesela ama bunun üzerine çıkılamaz. Kültürel konsept olarak sadece dışını korumacı değiliz. İçinde bir eklenme yapılacaksa, çok özel izinlerle ve yapıldığı yıllardaki karakterlerine, orijinaline uygun olmak kaydıyla izin veriliyor. Bir balkon falan ekleyemezsiniz.

Birinci bölge tamam, orası 5. yüzyıldan kalma ama ikinci bölge diye tanımlanan yerlerde yeni bina yapılamaz mı?
Roma tarihi merkezinde yeni bir bina yapamıyorsunuz. Mümkün olsa bile zaten buna alan da yok. En son beş yıl önce ikinci derece tarihi olan bölgede, İkinci Dünya Savaşı’nda hasar gören bir bina artık tehlike yarattığından yıkılarak yerine yenisi yapıldı. Ancak çevresindeki yapılarla armoni içinde bir bina yapıldı. Çevresindekilere göre ekstrem bir mimari örneği değil yani. Kısaca bizler, tarihi mirası korumak için yıllar içinde, tarihi merkez anlayışından, tarihi kent anlayışına geçtik. Bu binaları birer anıt oldukları için değil, yapıldıkları dönemin tanığı oldukları ve o dönemi yansıttıkları için koruyoruz.
Fotoğraf : Kemal Soğukdere
Bir girişimci, “Roma turistik bir kent. Otel, yatak sorunu var, buraya iki kat eklemek istiyorum” talebiyle belediyedeki karar vericilerin önüne böyle bir dosya ile gelebilir mi?
Talep ne için olursa olsun ikinci bölgede yeni kat izni verilemez. Ancak bir otelci “Bir oda eklemek istiyorum” derse, yani var olan kattaki bir alanı odaya çevirmek istediğinde, binanın dokusuna göre değerlendirilmeye alınır. Bazı durumlarda izin verilebilir, bazılarında ise verilmez. Kriter, orijinal dokusunu kaybetmemesi.

Son söz kime ait bu konuda?
Son söz Kültürel Miras Bakanlığı’na ait. Yani söz konusu talep belediyeye gelir, biz onayımızı veririz, ama dosyayı bakanlığa göndermek, görüşlerini ve onaylarını almak zorundayız. Ancak bakanlık onay verdiğinde proje başlayabilir. Dosyada bizim de imzamız olmasına karşın, asıl izin bakanlıktan çıkar.

Bakanlık ve belediye arasında görüş ayrılığı olduğunda mahkemede bitebiliyor mu konu?
Birisi belediyeye projesini sunar, olumlu cevap alamaz ve hata yaptığımızı düşünürse o zaman mahkemeye gider ve hakkını arar. Neredeyse yok denecek kadar olsa da, belediye mevzuatlarda değişikliğe gitmek ister ve bakanlık da buna karşı çıkarsa bazen mahkemede bitebiliyor bu tartışmalar.
Fotoğraf : Kemal Soğukdere
48 kişilik Belediye Meclisi’nde imar konularında partiler arasında sert tartışmalar oluyor mu?
Belediye Meclisi’nde kurtarma planları, kentsel dönüşüm ve bir ilçeye yeni siteler yapılması gibi büyük konularda tartışmalar yaşanır, bireysel başvuru konularında değil. Bu dosyaları komisyonlar değerlendiriyor. Yani bireysel başvurularda değil, biraz önce söylediğim konularda büyük tartışmalar yaşanır.

Şu andaki mevzuatlar, Kolezyum’un silüetine girebilecek gökdelenler inşa edilmesine izin veriyor mu?
Dört yıl önce bu konuda bir tartışma yaşadık. Kolezyum’un yanına bir gökdelen inşa edilsin diye bir provokasyon yapıldı. Aslında hiç kimse gerçekten Kolezyum’un çevresine bir gökdeleni istememişti. Amaç, Roma’nın silüetine de modern, yüksek binaların girebileceğine ilişkin ideolojik tartışma çıkarmaktı. Tarihi merkezin silüetini bozmadan da, anıtların hemen arkasından görünmeden de Roma’ya yüksek binalar yapılabilir, neden olmasın.

Kaynak: Al Jazeera

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.