14 Nisan 2016

Henüz bir millî marşımızın olmadığı günlerde marş yerine tekbir getirirdik


Biz, "millî marş" kavramı ile Kurtuluş Savaşı yıllarında tanıştık. Daha önceleri millî marşın ne olduğunu bilmediğimiz için uluslararası toplantılarda garip vaziyetlere düşer, toplantıya başka milletlerden katılanlar kendi millî marşlarını okurlarken biz bakakalırdık.

Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında, Brest-Litovsk'taki Alman karargâhında bir koşuşturma vardı. Avusturya-Macaristan İmparatoru Karl'ın doğum günü kutlanacaktı. Her şeyiyle eksiksiz bir tören yapılması gerekiyordu ve Almanlar müttefikimiz oldukları için, koşuşturanlar arasında Türk subayları da vardı. Türk tarafı, kutlamalarda askeri murahhasımızın yaveri olan Teğmen Abdülkadir Bey'i görevlendirmişti.

Sonraki senelerde "Karamürsel" soyadını alacak ve Beşiktaş Kulübü'nün başkanlığını yapacak olan Abdülkadir Bey'e, kutlama hazırlıkları sırasında önemli bir haber gelmişti. Rusya'da esaretten kurtularak Türkiye'ye dönmekte olan 37 kişilik bir Türk subay kafilesi, bir gece konaklamak üzere istasyona inmişlerdi. Kutlamaya, bu subaylar da davet edildi.

Tören başladı ve ziyafet sofrasına geçildi. Yemeğin sonunda ayağa kalkan Alman komutan, sözü esaretten dönen subaylarımıza getirerek Türk askerinin kahramanlığını övdü. Konuşma biter bitmez bütün Almanlar hep bir ağızdan "Deutschland Deutschland über alles" diye başlayan Alman millî marşını okumaya başladılar ve bitirince Türkler'e dönüp "Şimdi sizi dinlemek istiyoruz" dediler. Bizde millî marş olmadığını hatırlayan Abdülkadir Bey hemen vaziyete elkoydu. Askerlere "Ordumuz etti yemin'i okuyabilir miyiz?" diye sordu ama "Unuttuk" cevabını aldı. "Kalkın ey ehl-i vatan" dedi, hatırlamadıklarını söylediler.

Abdülkadir Bey, bunun üzerine "Arkadaşlar, haydi tekbir getirelim" dedi ve subaylar "Allahu ekber Allahu ekber..." diye başlar başlayıp tekbiri bitirince salonda bir alkış koptu. Almanlar, "tekbir"deki basit melodinin verdiği ruhani hava içerisinde subaylarımızı dakikalarca alkışladılar. Tekbirin büyük bestekârı Itrî, yaklaşık iki asır öncesinden elini uzatmış ve subaylarımızın imdadına yetişmişti.

Murat Bardakç.
(Habertürk, 04.08.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.