07 Nisan 2016

Lütfi Bergen: "Muhafazakârların kentleşme uygulamaları İslâm'ın inanç ve Hak değerleriyle çelişmektedir."

Bir Osmanlı pazarı
Müslüman aydınlar kendi gönül bağları olan siyasetçilere, iktidara geldiklerinde, faizi kaldırıp zekatı koymaları teklifinde bulundular. Faiz yasağının ekonomik mesele olduğunu ileri sürdüler ve İslam Ekonomisi faize karşıdır, dediler. Müslüman aydının temel sıkıntısı kapitalist uygarlık içinde İslâm toplumunun kuruluşu ile ilgili bir hükmü montajlamaya girişmesi idi. Kapitalizmin çarşı-din olduğunu farkedemeyen Müslüman aydın, "faizsiz ekonomi-politik kurulabilir" şeklinde yargı geliştiriyordu. Hz. Peygamber'in faizli muamelelere dair hükmü uygulaması için Mekke'den ayrılıp Medine'de bir pazar kurduğuna dair dikkate kavuşamadık. Kapitalist bir çarşı sisteminde faize dair hükmü uygulayabilmek için sizin de ayrı bir pazar yapısı kurmanız gerekirdi ki, Medine budur. Kısaca diyoruz ki: "küresel çarşı'ya karşıyız, Müslüman pazarı ise kapitalist dinamikleri yürütmez."

Hem Batı kenti üretip, rant dağıtıp, tekelci mağaza-dükkan-marka sistemini dayatıp hem de İslâm Ekonomisi adı altında montajlama yapılamaz. İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü, önce Medine inşasına dair söz söylemek zorundadır, Müslüman pazar olmadan Müslüman toplum olmaz. Batı kentlerinin kopyalarını yükselterek, Müslüman pazar kuramadan-Medine inşa edemeden İslâm Ekonomi'si hayata geçirilemez. Batı çarşısının temel dinamiği mülkiyetin sınıfa özgülenmesidir. Faiz ve kira bu sınıfsal konumlanmayı tahkim etmektedir. Müslüman pazarının temel dinamiği sınıf oluşumuna izin vermemektir. Bu nedenle pazar yeri kamusaldır. Osmanlı bedesteni vakıflara aitti.

Müslüman tüccarlar vakıf kurmak yerine AVM'ler inşa ederek kapitalist kent maliklerinin piyasaya tekelci müdahalelerini taklit ediyor. Müslüman tüccarlar üreticinin malını imalathanede ya da tarlada satın alarak Kitabu'l Haraç'ta reddedilmiş uygulamayı sahiplendiler. Fiyat pazarda belirlenir, ilkesi belediyelerin AVM inşaatlarına izin vermesi nedeniyle ihlal edilmektedir.

Yunus, dağdan doğru odun getirdi. Bu hadise dağdaki sahipsiz malın bir geçim meselesi olduğuna işarettir. Keloğlan, eşeğini pazara satmaya götürmüş. Bu hadise pazarın herkese açık olduğuna işarettir. Fiyat pazarda belirlenir.

Muhafazakâr belediyelerin AVM-cadde mağazacılığı üzerinden rant dağıtması piyasaya imalatçıların, esnafların katılımına engel olmaktadır. Muhafazakâr belediyeler, "servet aramızda dönüp duran bir sultan" olsun fikrine boyun eğmiş durumdadır.

Müslüman şehirde halkın ihtiyaçlarını dağdan-dereden-sahipsiz topraktan toplamasına engel olunamaz. Belediye, çöp toplamayı engelleyemez. Dağdan doğru odun (haram olmayan odun) getiren Yunus için sempozyum düzenleyen belediyeler hemşehrilerine aynı fırsatı vermiyor. Büyükşehir uygulamasıyla yaptığınız şu ki: Adam bahçesine su kuyusu açtı, siz varıp "Bu şehrin suyu benim değil mi? Ver haracını" dediniz.

Muhafazakârların kentleşme uygulamaları İslâm'ın inanç ve Hak değerleriyle çelişmektedir.


Lütfi Bergen
twitter.com/BergenLutfi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.