24 Mayıs 2016

Lütfi Bergen: "Biz mahalleden şehre çıkan 'fazıl toplum'un peşindeyiz."


“Kim bir mü'minin bir karış toprağını haksız yere alırsa (Kıyamet Günü'nde) yedi kat yerden o toprak bir boyunduruk gibi geçirilir."

"956 yılında, el-Karaviyyîn camisinin minaresi çok yüksek olduğu ve evlerin içini gördüğü için yıkılıp tekrar inşa edilmek zorunda kaldı."

"Komşunun üzerinizdeki hakkını biliyor musunuz? Onun iznini almadan onun rüzgârını kesecek bir şey inşa edemezsiniz."

Mimarlık “kitle toplumu”nun imal edicisi olarak işlev görüyor. Bu zihniyetle Mimar Sinan da olsanız ancak “eser temelli” bir topluma varırsınız. Umrancı olursunuz.

Oysa biz mahalleden şehre çıkan “fazıl toplum”un peşindeyiz.

40 hane bir cemaattir, bunlar mahalle kurarlar. Mahalleye sermaye ile girilmez, erdem / sıdk / namus üzere yaşayan, helâl kazanç ehli olmaya ahdetmiş şahsiyetle girilir. Mahalleye girmek için mahallede sözüne itibar edilir iki kefil de gerekir. 40 hane tasada, kederde, sevinçte, neşede ve hayırda tevhid olurlar.

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 23.05.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.